Milley Cyrus İlluminati




Milley Cyrus Konserde yaptığı bir hareket.

                 İlluminatinin ne olduğuna değinmicem zaten ne olduklarını az çok biliyorsunuzdur artık.
Bu hareket kendisinin kim yönettiğinin. Müzik endüstrisinin kimlerin elinde olduğunun göstergesinden sadece birisi. Daha niceleri var...
Kendilerine sorsanız tamamen masumca yapılmış bir harekettir. Sorsak Ne var buında herkes yapıyor derler...
Peki gerçekten de herkes mi yapıyor ?
Hayır, sadece şunun düşünün bir sanatçı sıradan biri gibi hareket etse sizce ilgi duyarlar mıydı... ?
 Öle olsaydı bir kıyafete bir işçinin yıllık maaşını dökmezlerdi. Amaç hem farklı birşeyler yapmış olup ilgi çekmek hem de bu iğrençliği insanların bilinç altına işlemek. Bu tür iğrençlikleri insanlara ne kadar çok gösterirlerse bilinç altında o kadar yer eder. Beynimize gidecek olan bilgileri biz seçebiliriz ama hangi bilgileri saklaması gerektiğini biz seçemeyiz. O noktada beyin kendi algoritmasıyla iş yapıyor.
     Bu konuda hususi bir yazı yazmayı planlıyorum ama yeri gelmişken kısa bir değineyim. Bu gün Google'a baktığımız da siz harflere basar basmaz kendisi kelimeler türetiyor. Peki google bu kelimeleri neye göre türetiyor bunu hiç düşündünüz mü ?
 Google türettiği kelimeler sizin yazdığınız harflerle başlayan En çok aranmış Kelimeleri sıralıyor. Dikkat edin en çok aranmış. Google beyniniz kabul edin aranan kelimeleri de Beyine giden bilgiler olarak düşünelim.
Siz beyninize Sürekli olarak "cnady burn pornocudur." Bilgisini verin.Yalnız bu kişi pornocu olmasın. Sıradan biri olsun. Bu bilgiyi okuyarak, duyarak, izleyerek(tabi porno izleyin demiyorum !) devamlı beyne iletin. Bir süre sonra biri size " cnady burn " dediği zaman, sizin beyniniz "Pornocu" diyecek. Aksi olanı beyne ters gelecek kabul etmeyecek. Siz müdahale etmediğiniz sürece beyniniz bunu böyle kabul edecek.
       
         Neden müzik ve sinema endüstrisini elinde tuttukları da bu noktada anlaşılıyor.

Biz Babamızdan Böle Gördük

İnsanların çoğu ilk öğrendiklerini anne ve babalarından öğrenirler.  Bu Dinimiz içinde geçerlidir.
İnsanların anne babalarında bir şey öğrenmelerin de bir mahsur yok aslında. Sıkıntı o dur ki, babalarımızın da yanlış biliyor olabileceği. Bunu hiç düşünmeden babamızdan ne gördüysek onu uygularız. Fani konular bir tarafa bizim için önemli olan Dini konular. Dinimizi babamızdan ne kadar doğru öğreniyoruz. En basit örnekle babanız bir sureyi bir harf yanlış öğretse. Hayatınız boyunca yanlış okuyacaksınız ve çocuğunuzada yanlış öğreteceksiniz. Bir de siz bir harf yanlış öğretirseniz düşünün halimizi.

 Onlara, “Allah"ın indirdiğine uyun.” Denildiğin de, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız”. Dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler.” (2/170)

                Öğrendiklerimizi bir kere bile araştırmadan doğru kabul ediyoruz. Bırakın bir kere araştırmayı zaman zaman kendimizi kontrol etmemiz gerekiyor. Allah yolunda yapacağımız ufak bir yanlış bizi cehenneme düşürebilir. Bunun bilincinde olmak gerekir.


Çirkin bir iş işledikleri vakit,”Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti.”Derler. De ki:”Şüphesiz Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah"ın üzerine mi atıyorsunuz?(7/28)

“İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.”  (İbn Mace, Mukaddime, 17)

Şimon Peres: Türkiyenin Desteklediği Bir Kürt Devleti Kuruldu

İsrail'in Haaretz gazetesi Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in ABD Başkanı Barack Obama'ya yaptığı veda ziyaretine yer verdi. Gazete, Peres'in Obama'ya "Ne kadar kusurları olursa olsun dostlarına bağlı kal böylece senin gerçek düşmanlarınla mücadele etmeye yardım etsinler" dediğini yazdı. Gazete Peres'in Kürtlerin, şimdiden Türkiye'nin desteklediği "demokratik ve bağımsız" bir devlet kurduklarını söylediğini belirtti.  (Sabah Gazetesi )


Tam da cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yapılan ilginç bir açıklama. Türkiyenin de desteklediği bir " kürt devleti " açıklaması Türkiye de kafaları karıştırmak için yapılmış bilinçli bir açıklamadır. Halkın kafasını karıştırıp " Bakın Türkiye doğuyu sattı " gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Zaten kendi içimizdekiler sürekli bu konuyu körükleyip duruyor.

 Gerçekten de Türkiye desteklemiş olabilir mi böyle bir durumu tabi kide olabilir. Ama Türkiye sınırların da değil sınır dışında bir oluşumu destekleyebilir. Zaten Iraktaki oluşum malumdur uluslar arası bir kürt devleti ilan edilmiş olmasada orası bir kürt devleti konumunda dır. 

Mehmet Fırıncı Erdoğan'ın elini öpmek için eğildi Yalanı




Bazı haber siteleri tarafından bilinçli olarak çarpıtılmış bir haber. Said Nursi efendinin talebelerinden Mehmet Fırıncı efendinin Tayyip Erdoğa'nın elinin öpmek için eğildiğini idda ederek tamamen uydurma bir haber yapmışlardır. Said Nursi'nin talebeleri ne hallere düştü diye ortalığı yagaraya veriyorlar. Bazılarına anlam verebiliyorum da bazı haber sitelerine anlam veremiyorum siz ne istediniz Mehmet Fırıncı efendiden. Sırf sizin gibi düşünmüyor diye sizde mi düşman oldunuz o insana, çok yazık.....



Mehmet Fırıncı'nın yaptığı açıklama :
"Sayın Ünal Tanık bugün Rota Haber sitenizde "Mehmet Fırıncı, Erdoğan'ın elini öpmek için eğildi – İşte iç acıtan o görüntüler – Bu da Bediüzzaman'ın talebesi" başlığı altında yayınlanan iftiranızı hayret ve teessüfle okudum. Ve, yakın zamana kadar dost bildiğimiz kimselerin, kimbilir hangi hesaplar uğruna bu kadar değişebildiğini ve göz kırpmadan imza attıkları en aşikâr yalanlarla insanları nasıl sırtlarından hançerleyebildiklerini ibretle müşahede ettim.
Eğer sizde hakikati araştırmak gibi bir niyet bulunsaydı, bahis konusu görüntüleri, beni tanıyan herhangi birisine gösterir ve Sayın Başbakanın elini sıkarkenki vaziyetimin her zaman herkese karşı tekrarladığım musafaha âdetim olduğunu öğrenirdiniz. Hattâ, sormanıza bile gerek kalmadan, sadece, daha evvel sizinle olan musafahalarımızı hatırlamaya çalışmanız bile, sizi böyle bir iftiraya imza atmaktan alıkoymaya yeterdi.
Ben sizin de elinizi öpmeye çalışmadım Sayın Tanık, ama Sayın Başbakanın elini nasıl sıktıysam, sizin elinizi de öylece sıkmışımdır. Bu davranışım, sizin elinizi öpmeye teşebbüs mânâsına gelmediği gibi, böyle bir musafahayı hak ettiğiniz mânâsına da alınmamalıdır.
Ben, Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinden aldığımız tevazu dersine yakışanı muhatap ayırt etmeden yapmaya çalışıyorum; siz de kendinize yakışanı yapıyorsunuz. Sizin yayınladığınız görüntüleri seyreden herkes rahatlıkla görecektir ki, burada el öpmek yahut el öpmeye teşebbüs mânâsına gelebilecek bir hareket yoktur; sadece, angaje olduğunuz anlayışı içine düştüğü durumdan kurtarmaya çalışan bir gazetecinin ümitsizce çırpınışı vardır.
Size daha fazla birşey söylemeyeceğim. Yaptığınızın ne mânâya geldiğini idrak etmeye fazlasıyla yetecek bir yaştasınız. Sadece, bütün bu yaptıklarınızdan birgün hesaba çekileceğinizi hatırlatmakla iktifa ediyor; bahis mevzuu iftira içerikli haber ve videoyu sitenizden kaldırarak bu açıklamayı yayınlamanızı rica ediyor, bu konudaki kanunî haklarımı da saklı tuttuğumu bilmenizi istiyorum."





Haberi veren siteler:

http://haber.rotahaber.com/newsdetail.asp?Newsid=469232
http://www.odatv.com/n.php?n=said-i-nursinin-ogrencisi-erdoganin-elini-opmek-isterse--2506141200


Tesettürü yakmaya çalışan kız kendi yandı

AYDINLIK GAZETESİ, HÜKÜMETİ KARALAMAK İÇİN ÖLÜ ADAMLA BİLE RÖPORTAJ YAPTI





Aydınlık gazetesinde yayınlanan bir haberde bir Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanının 'itirafları'na yer verildi. Aydınlık Gazetesi'nden bir muhabire konuştuğu söylenen IŞİD militanının Ak Parti'den çok destek gördüğünü söylediği iddia ediliyor. 'Özel Haber' başlığıyla yayınlanan haberde IŞİD saflarında çalışan militanın aslen bir Türkmen olduğu belirtilirken kendisinin ve örgütü olan IŞİD'in Türk hükümetinden çok büyük destek gördüğü belirtiliyor. 
Aydınlık Gazetesi'nin internet sitesinde yayınlanan söz konusu haberdeki IŞİD militanının Ak Parti hükümetini överek şu sözleri sarf ettiği iddia edildi: 'Türkiye önümüzü çok açtı. Türkiye bize anlayış göstermeseydi, IŞİD bugün bu durumda olmazdı. Bize şefkatle yaklaştı. Çok sayıda mücahidimiz Türkiye’de tedavi gördü. Ama bundan sonra ne olur bilmiyorum.'
Ancak haberde yapılan hata gerçekleri ortaya çıkardı. IŞİD militanı olarak gösterilen kişinin fotoğrafının yaklaşık 5 ay önce Nusret Cephesi'nde savaşırken ölen Seyfullah Şişani (Çeçen)'ye ait olduğu ortaya çıktı.


Padişahlar Müslüman Olsa Haçca Giderdi Diyenlere


Hamza Tzortzis | Dünya'yı Davet ile Değiştirmek


Sevda Türküsev: Bayrağın indirilmesi Konuşması

Anlamlı Karikatürler !



Türk Mühendislerden 2000 Derecede Yanmayan Elbise




Hacettepeli Türk Mühendislerden 2000 Derecede Yanmayan Nanoteknolojik Elbise


Hacettepe Teknokenti’nde çalışan Türk mühendisler, güvenlik güçlerinin kullanımına yönelik normal bir kumaş görünümünde ancak 2 bin dereceye kadar dakikalarca yanmayan​, gece görüş dürbünleriyle görülemeyen ​nanoteknoloji temelli elbiseler üretti.


Tamamen yerli teknolojiyle ilk örnekleri ​1​4 yıl öncesine dayanan​ son teknoloji ürünü yeni elbiseler, dünyadaki örneklerinden çok ileri özellikler taşıdığı için ihraç edilmiyor, hatta fuarlara bile götürülmüyor. Bu kumaşların kullanıldığı çelik yeleklerin ağırlığı da nanoteknoloji kullanılarak 3-4 kilogramdan 1 kilogramın altına düşürüldü.

CHP ve MHP nin Çatı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlunun



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı seçimi adayı olarak MHP'ye, İslam Konferansı Örgütü eski genel sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önerdi. MHP lideri Devlet Bahçeli önerilen isimden memnun olduklarını belirtti.
İki lider cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki görüşmenin ardından ortak basın açıklaması yaptı.
Kılıçdaroğlu açıklaması:
"Bir süredir sizler de biliyorsunuz eğilimlerini aldık, sayın genel başkanla bunları paylaştım. Herkesin kabul edebileceği saygınlığı dürüstlüğü olan bilgisi birikimiyle herkese örnek olacak bir ismi öneriyoruz, Ekmeleddin İhsanoğlu. Kendisi bu konuda düşüncelerini aktaracak. Şunu ifade edeyim demokraside yeni bir olaya tanıklık ediyoruz. Kavgadan uzak barıştan huzurdan yana bir süreci başlatmak istiyoruz."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklaması:
"Sayın basın mensupları CHP'nin değerli genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ikinci kez görüşme imkanını bularak bir aya aşkın süredir yapılmış olan çalışmaları değerlendirerek, bugün hayırlı bir adım atılmak üzere MHP'nin, Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bir evladını, sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önermişlerdir. Bu öneri titiz ve partiler üstü bir çalışmanın sonucu olarak olgunlaştı."

Çatı adayı sadece CHP ve MHP nin değil birde malum şahıslar var. Chp Mhp ye önermişmiş. Hayır !  asıl önerenin kim olduğunu biz biliyoruz....
Biraz geçmişe gidelim....
Ekmeleddin İhsanoğlu, Henüz İİT Genel Sekreteri iken 6 Mart 2013'te verdiği röportajda 'siyaseti hiç düşünmediğini belirterek 'benden politikacı olmaz ' demişti.
İşte o röportajdan bir bölüm:
İsveç'e resmi bir ziyaret gerçekleştiren İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili medyaya yansıyan iddialara cevap verdi.

Bir medya patronunun Umre ziyareti sırasında kendisine "vakti geldiğinde Çankaya'ya aday olmanızı istiyoruz. Desteğimiz tam" şeklinde bir teklifte bulunduğu yönündeki iddiaları yalanlayan İİT Genel Sekreteri İhsanoğlu, "Hepsi iftira. Beni hiç politikayla ilgilenirken gördünüz mü? İsteseydim politikaya çoktan girerdim. Turgut bey (Özal) zamanında olsun, Ak Parti kurulurken olsun, Adalet Partisi döneminde olsun, iktidar çevrelerine hiçbir zaman çok uzak değildim, çok da yakın değildim. Hiçbir zaman politikaya ilgi göstermedim. Benden politikacı olmaz." dedi.

Görev süresi yılsonunda sona erecek olan İhsanoğlu, yeni görevinin ne olacağı yönündeki soruya ise, "Bakalım Mevla'm neyler, neylerse güzel eyler. Biraz dinleneyim, benim de yapacak işlerim var." şeklinde cevap verdi.

Emir büyük yerden gelince insan bir anda politikadan anlıyormuş bunu da öğrendik.....

Türküm - Doğruyum - Çalışkanım

Türküm - Doğruyum - Çalışkanım


      Sorarım siz kim Türk kim doğru kim çalışkan ?

Bir mesaj gördüm geçen, "Bu memleket Türktür Türk kalacaktır beğenmeyen S....  gitsin".  Heyt be.. yürü kopta gel.... Vatanını tek seven sensin zaten.  Memleketine 1gr faydası olmamış şahsiyetler klavye başında vatan savunurlar.  Yaşları kaç olursa olsun bunlar hala ilk okul zihniyetindeler.

 Çocuklara sorarsın ya niye kavga ediyorsunuz -Önce o başlattı, derler ya aynı zihniyet bunlarin ki. Kürtlerin bu vatanda uzun zamandır yaşadıkalrını, Kurtuluş savaşında savaştıklarını unutuyorlar. Savaştan sonra kürtlere neler yapıldığı ortadadır. Siz sahip çıkmadınız başkaları sahip çıktı ve şimdi istediği gibi kullanıyor. Sadece Ahmet Kaya meselesinde bile durum apaçık ortadadır. Ahmet Kayaya, sadece kürt şarkı söylemek istedi diye saldırdılar. Ya Kendileri ingilizce şarkı söylerken hiç bir sorun yok. Siz zamanında kurtuluş savaşında ingilizlere karşı savaşmadınız mı. Sen Serdar Ortaç o gece kalkıp söylediğin İstiklal Marşı neden yazıldı. İngilizle kanka olun hatta ingilizin köpeği olun...  Kalkın kürtlere köpeklik basın Kimler köpek Tasmalarıda kimler tutuyor biz iyi biliyoruz. Siz İstediğiniz düşmanlığı yapın Kürtler bizim kardeşimizdir.

   Evet kürtler kandırıldılar ama bizimkilerde masum değil kabul etmek lazım. Kürtler bu gün gerçeği görüyor yavaş yavaş pkk ya desteğini kesiyor. Bazılarıda mecburiyetten yada korkutan hala destekliyor ama onlarında bırakacakalrı gün gelecek. Kürtler gerçeği gördü lakin hala bizde görmeyenler var daha doğrusu görmek istemeyenler......


Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; 
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! 
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti; 
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti? 
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; 
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap. 

N. Fazıl Kısakürek

Türk Sineması Vecihi - Vecihi Hürkuş





Türk Sinemasını meşhur Vecihi karakterini bilmeyenimiz yoktur. Ama eminim  Türk Havacılığının tartışılmaz ismi Vecihi Hürkuş'u çoğunuz bilmiyordur. 

1. dünya savaşında pilot olarak görev alan Vecihi Hürkuş Ruslara karşı harekata katılır, başırılı bir keşif ve bombardıman uçuşları yapar. Bu sırada girdiği bir hava muhaberesinde bir rus uçağını düşürür. Vecihi Hürkuş uçak düşüren ilk Türk Pilottur

Biz avrupanın yaptığu herşeye özeniriz en azından kendini aydın zannedenler  Avrupa özentilidirler. Batı en ufak askerini bile filmlerinde anlatırken kahraman olarak anlatır. Ahmet Şerif İzgörenin söylediği bir şey var. Adamlar dereye düşse, "Geçen arkadaşlarla rafting yapıyorduk" diye anlatıyor. O hesap adamlar herşeyini abarta abarta anlatıyorlar bizimkiler gerçeği doğru yansıtmaktan aciz. Mesela Vecihi Hürkuş'un hayatından çok güzel film çıkar. Ama bizim sinemamız onu komedi yapar. 



Çok şükür, bugünün  gençleri yavaş yavaş bilinçleniyor. Gelecekte herşeyin daha farklı olacağına inanıyorum.  

TUSAŞ tarafından tasarlanan ve geliştirilen, Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı'na Hürkuş ismi verilmiştir. Kaç kişi Vecihi Hürkuş'un hayatını yazdı kaç kişi okudu. Bizim en büyük sorunumuz bu aslında. Okumaktan aciziz medya da ise gerçekelri bulmak çok zor. Onlar için pembe caf caflı dünyalar önemli, insanlara  ancak onu gösterirler yada hükümet devirmeye çalışırlar.  Videoyu İzleyiniz.....


Müjdat gezenden inciler...!



Gezi eylemleri en çok da avrupalı gaz üreticilerin işine yaradı. 15 gün içinde 10 bin adet gaz maskesi satıldı. Sektörün en büyük oyuncularının verdiği bilgiye göre yarısı ‘tam yüz gaz maskesi’ olmak üzere yaklaşık 1.5 milyon liralık  satış yapıldı.  Gezi Parkı’na gönderilmek üzere onlarca sipariş gitti.

 Adını açıklamayan bir şirket sahibi, “Protestoya destek olmak isteyenler bütçesine göreyardımlar yapıyor. Geçen hafta fiyatı 250 lirayı bulan maskelerden 25 adet sipariş veren bir hanımefendi vardı. Toplam 6 bin lira ödeme yaptı” dedi.

O kadın acaba madencilere destek olmak için, onlara da gaz maskesi aldımı bir sormak lazım....
Hİç zannetmiyorum çünkü mesele yardım etmek değil, mesle vatanı bölmek isyan çıkartmak. Tıpki gezide ücretsiz alkol dağıtıldığı gibi....  Hangi aklı başında insan alkol dağıtır...
Birisi koymuş ora Polis maskesi Madenci maskesi. Sanki maden işletmesinin sahibi Devlet. Evet devlet içinde yanlışlar yapılmıştır ona lafım yok ama bunu hükümete yüklemeyelim. 
Müjdat Gezenin ne kadar pislik olduğunu anlatıp da midenizi bulandırmayayım....
Bunun gibi geri zekalıları sırf ünlü oldukları için medyada boy gösterdikleri için benim halkım kanıyor. Üzülüyorum da ona üzülüyorum.......

Elçilik neden boşaltılmadı ?





Sosyal medyada veya haber sitelerinde çok fazla saçma sapan şeyler var. Ağzı olan konuşuyor derler ya o misal...
Bir grup elçilik hemen boşaltılmalıydı diyor. Onlar bilerek beklediler, bu işte bir oyun var diyor....

Başka bir grup, Elçiliğe boşaltın emri verildiği halde boşaltılmadığı. Emre uyulmadığını söyleyenler var.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu elçiliğin boşaltılması yönünde emir verdi ama zamanını onlara bıraktı onların ayarlamasını sölediler. Elçilik boşaltılacaktı hazırlıklarını yapıyordu. Elçiliğin hesaba katamadığı şey Musulun çok çabuk düşmesi oldu. Elçilik bu kadar hızlı olacağını yada daha doğrusu askerlerin kaçarak Musulu terk edeceğini düşünemediler. Ki hiç kimse beklemiyordu zaten. Hatta Musul ilk alındığında bizde yazmıştık bu işte bir iş var diye çünkü Işid askerlerinin sayısı çok azdı.

  Hiç kimse kalkıpta bunun üstünde komplo teorileri üretmeye çalışmasın. Yok Işid Türkiyenin adamı emirleri Türkiyeden alıyor. Türkiye elçiliğe bilinçli olarak saldırttı falan da filan...
  Bizde sallamakta sınır yok......!!!

Savaş ve İslam Ülkeleri







İslam ülkeleri ve hiç bitmeyen savaşlar.  Neden savaşlar islam ülkelerinde oluyor ?
Nedeni  basit aslında bu evvel den beri olan Dinler arası savaştır. Bunun doğusu batısı yok Hristiyanı- İslamı- Yahudisi var. Hristiyanlarla yahudilerde birbirlerini sevmezler ama çıkarları doğrultusunda birleşmiştirler.  İslam ülklerinde bilinçli olarak ajanlar vasıtası ile kargaşa çıkartıyorlar. Sonra da yardım bahanesiyle o ülkeye birdaha çıkmamak üzere giriyorlar. Girdikleri gibi kalmayıp kanının son damalsına kadar sömürüyorlar. İslam ülkelerinin en büyük hatası yardıma kanıp Ajanları kendi içlerine sokmaları. Vakıf – medya – şirketler vs.  vasıtası ile içinize kadar giriyorlar ve sonrası malum. 
                Bir insan düşünün zengin ama aç. Adam zengin Lüx villa da kalıyor.  Son model arabası var.  Teknolojinin trendleri elinde. Velakin aç . Nasıl büyük bir çelişki değilmi…
Savaşın hiç bitmediği bazı islam ülkeleri:
                Afrika,  bizim zengin ama aç adamımız. Afrika zengin kaynaklara sahip, normal şartlarda afrikanın durumu çok iyi olması lazım. Olamıyor bu gidişle olamayacakta. Afrika Fransanın İngilterenin sömürgesi altında.  Ellerinden geldikçe illegal örgütlerle – hastalıklarla afrika insanını perişan ediyorlar. Koskaca Afrika zengin kaynaklar ama halk bunu değerlendiremiyor. Çünkü halkın hepsi fakir, cahil, kandırılmış…..
               
Pakistan,  sürekli hindistan ile savaşta. Uzun zamandır savaş halide olan pakistan baya bir yıprandı ve gelişmemesindeki en önemli etkendir. Hindistan, önce fransa sonra ingiltere sömürgesi altında kalmış bir ülkedir. Şu anda tam olmasada bağımsızdır. Yani Pakistanla savaşan hindistan dan ziyade fransa ve ingilteredir.
                Sudan,  Uzunzaman iç savaşlar yaşadı 1955 -2005 ‘e kadar sürdü. İç savaşlarda milyonlarça insanlar öldü. Sudan 2.dünya savaşından sonra en çok kayıp veren ülkedir. Kıtlıklığın bitmek bilmeyen ülkesiydi . 2005 yılında yapılan bir anlaşma ile rahatlamaya başladı. Tabi bu rahatlama ne kadar sürecek göreceğiz. Kendini güçlendirmeye başladığı zaman sopanın ucunu göstereceklerdir…..

                Afganistan,  11 eylül saldırılarını bahane ederek Abd Afganistana girdi uzun yıllar afganistanı işgal eden Amerika birde utanmadan burda düzeni sağlayana kadar burda kalacağız demişti. Düzeni bozanın kendileri olduğu unutmuşlardı galiba….

                Mısır,  Yakın tarihimiz ortak olan bir ülke aslında Mısır. Mısıra gidip türk olduğunuzu söylediğiniz zaman ayrı bir seviyorlar sizi, insan mısıra gidince kardeşini bulmuş gibi oluyor. Mısırda bizden ayrıldıktan sonra çok karıştırılmış bir ülke, Ameriak mısırda hep kendi adamlarını başa getirtmeye çalışmış aksine izin vermemiştir. En son “müslüman kardeşler” tarafından kazanılan seçim. Amerikanın hiç hoşuna gitmemiş nitekim ülkede darbe olmuştur. Halk sokağa dökülmüş oyuna sahip çıkmaya çalışmıştır. Amerika ve yandaşalrı bu durumu darbe bile diyemediler nasıl bir devlet olduklarını ortaya koydular. Mısır hala karışık hala düzen yok……

Filistin,    Bizim acılı kardeşimiz. Osmanlıdan sonra acının hiç dinmediği, kanların aktığı, çocuk çığlıklarının hiç susmadığı Filistin. Osmanlı yıkılınca İngiltere dörtgözle beklediği an gelir Filistini işgal eder . İngiltere işgalinden sonra ülkeye sürekli yahudiler getirilir. Günün sünonda yahudi devleti israil kurdular. Kurulduğu günden beri kuduz köpek gibi saldırıyor filistine. Onun hesabı sorulacak elbet  şimdilik beklemek zorundayız…


Musul ve Kerkük Özel Mülk



Musul ve Kerkük gündem düşmeyen konulardan birisi son olaylardan sonra da sıcak gündeme oturdu yine tartışmalar aldı başını gidiyor. Özellikle gençlerin sosyal ortamlardaki yorumları akıl alır gibi değil. Bilgisayar erkekli yapanlarımı istersiniz, musulu hepten gözden çıkaranlarımı istersiniz neler neler.....
        Bir kere şunu iyi bellemek lazım Musul ve Kerkük bizimdir elbet bir gün bizim olacaktır. Biraz zaman ve doğru kozları elimize geçtiğinde o topraklar bizim olacaktır.
          Musul ve Kerkük'ü biz Lozan'da kaybettik ismet inönü hiçbirşeyi beceremediği gibi Lozanda bi halt becerememiş Lozan Karşı tarafın istedikleri gibi sonuçlanmıştır.
         Lozan görüşmesi sonrası meclis ne durumdaydı. Mecliste İsmet inönüyü sıkıştırırlar Lozanda nasıl bir projeyle gittiğinin açıklanmasını isterler ama açıklanmaz. Meclisin gizli oturumundan bazı konuşmalar.
27 Şubat 1923 tarihli gizli oturumdan bazı cümleler:Operatör Emin Bey: Efendiler, yalnız Musul ile kalmaz, Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.Mustafa Durak Bey: Musul’un bir sene sonraya taliki [bırakılması] demek... Musul’u kaybetmek demektir. Musul’u kaybettikten sonra senin Şark’ta bir yerin kalmamıştır.Sırrı Bey: Misak-ı Millî çiğnendi, heba oldu, iptal edildi. Battal edildi.Necmettin Bey: [Musul’u] Cemiyet-i Akvâm’a vermek, İngilizlere vermek demektir.Şair Yahya Kemal ise günün birinde Musul’daki kardeşlerimizle yeniden aynı bayrak altında yaşayacağımıza inandığını belirtir. Buruktur içi ve Lozan’ı kerhen, istemeye istemeye imzaladıklarının altını çizer.

              Musul ve Kerkük'ü alabilirmiyiz. Evet alabiliriz yazmıştım Irak toprak bütünlüğü bozulursa alma hakkımız vardır. Ama bir konu daha var ki bu çok daha mühim.

            Abdülhamit han zamanında Musul ve Kerkük gibi stratejik yerleri özel mülk yapmıştı....!!!
Özel mülk olan bir yer savaşlarda başka ülkeler eline geçsede sahibi aynı kalır. Yani musulu biz başka bir ülkeye verdik ama musulun tapu sahibi Osmanlı ailesidir. Osmanlı ailesi bu konuda zaten hukuki işlem başlatmışlardı ama biraz zaman alıyor tabi bu gibi durumlar malum birazda konu Osmanlı olunca ellerinden geldikçe yavaşlatıyorlar. Tabi hukuki süreç doğru takip edilmesi lazım en ufak yanlış bir adım o toprakları komple kaybetmemize neden olur.
        En büyük sorun ise Osmanlı hanedanlığının arkasında siyasi bir güç olmaması. Yani Türkiye Osmanlı Hanedanlığının arkasında durması gerekiyor o zaman işleri dahada kolaylaşır. Osmanlığı hanedanlığının Türkiyede de malları var o toprakların iade edilmesi lazım. İade edilmesi emsal teşkil edeceğinden dolayı önemli. Velakin tahmin edersiniz ki bugün iade edilmeye kalkılsa ortalığı birbirine katmaya hazır isyancılar var. Biz bu isyancıları top yökün susturamadıkça bize daha çok engel olacaklar.
      
Dileğim odur ki bir gün Osmanlı Hanedanlığı Türkiyede hak ettiği yeri bulur. Biz kurtuluş savaşını dış kuvvetler karşı verdik Osmanlıya karşı değil. (En azından halk öle zannediyordu. Ve o amaçla savaştı)
Türkiyenin Osmanlı ile aslında hiçbir sorunu yok, zaten olmamalıda.....
Musul veKerkük ve daha nice topraklarımız bizimdi ve yine bizim olacak.

Yunan Denizde Kültürü Bizde





Ne güzel söylemiş değilmi ne tesadüf hepsini aldık. Biz yunanı denize menize dökmedik kardeşim uyuttular bizi ilkokul sıralarında...
        İzmir boşaltıldıktan 2 gün sonra girmişdir bizim ordu. Yok öle çarpışma falan filan, denize dökmeler mökmeler.... Klasik Zihniyet uydurup uydurup yazdı bizde inandık.
      Adamların mantığına göre zaferle çıkan biziz, kendi kültüründen olan gene biziz... !!!  Ne ayak lan demezler mi adama...  İşte şimdiki nesil soruyor " Ne Ayaksınız Olum Siz..." Zafer türküleri şakşakları. Alkışlar naralar  Zafer Zafer Zafer. Hey gidi dedem....  Dedem oturup düşünüyor. Kazanan ben sem ben neden onların şapkasını takıyorum, onların dilini konuşuyorum, onlar gibi giyiniyorum, bizde haram olan onların içeceklerini üretiyorum..... Ve biri bağırıyor Demokrasi Demokrasi Demokrasi..... Dedem bağırıyor bu sefer.  Ben senin şapkanın.......  Ve idam !!!

" Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; 
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap. "   Necip Fazıl

Türkiye Musul ve Kerkük'ü Alabilir




Misak-ı Milli sınırları içeriside yer alan Musul ve Kerkük, 1926'da yapılan İstanbul anlaşmasına göre 'toprak bütünlüğü sağlanması' şartı ile Türkiye tarafından terk edilmişti.

Bu anlaşmaya göre, eğer Irak'ın toprak bütünlüğü bozulursa, Türkiye'nin hakları gündeme gelebilecek. Medya'da yer alan haberlere göre böyle bir durumda Türkiye Kerkük ve Musul için haklarını arayabilir ve sınırları içerisine dahil etmek için her türlü yola başvurabilir.

ABDULLAH GÜL DEMİŞTİ


Tarihçi - Yazar Mustafa Armağan, resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada belki de birçok kimsenin unuttuğu bir ifadeye yer verdi.

Armağan'ın paylaştığı bilgiye göre, 2004 yılında Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'ün Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması durumda Irak üzerinde haklarımızın doğacağını ortaya koymuştu.

IŞİD Neden Elçiliğe Saldırır ?



IŞİD çok güçlü bir örgüt değil aslında. Peki bu insanlar neye güveniyor derseniz. Doğuyu karıştırmak isteyen birileri Işid piyonunu ortaya sürdü. Peki bu piyon neden Türk Elçiliğine saldırdı  ? Bayadır düşünüyoruma kendimce formüller üretmeye çalışıyorum....
 İşin ilginci bütün teorilerimin olma ihtimalleri yüksek. Tabi büyük olasılık Türkiyeyi de bu çukura çekmeye çalışıyorlar. Malum Erdoğan konusunda batı artık tahammül edemiyor. Bir an önce indirmeye çalışıyorlar. O kadara şeye rağmen hala inmedi inmediği gibi de güçlenerek devam ediyor. Son koz olarak dış etkenleri deveye soktular gibi geliyor bana. İçerde ki bayrak indirme olayı pkk'nın  yol kesmesi, ve son olarak elçiliğe saldırılması, bütün bunlar Türkiyeyi yıpratma çalışmaları.
Malumunuz geçen Atak helikopterin tanıtımı da yapıldı. Kendi silahını - ekipmanını üreten ve satan Türkiyeyi kimse dur diyemeyecek.

Elçilik çalışanlarını inşallah bi sıkıntı çıkmadan sağsalim kurtulacaklar. Önemli olan bundan sonra ne olacağı seçim yaklaştıkça Türkiye iyice kızışıyor. Bundan sonra daha neler yapacaklar, nereye kadar zorlayacaklar. Büyük ihtimal Türkiye bir savaşa sokmak için ellerinden geleni arkalarına koymayacaklar. Bu savaş hangi savaş olur kimle olur bilmem, Ama deneyecekler çünkü Türkiyeyi en hızlı yıpratacakları, ekonomik çöküntüye uğratabilecekleri yöntem bu.

Avrupa PKK'yı Terör listesinden Çıkarmaya Çalışıyor



Irak'ta yayımlanan Rudaw Gazetesine göre, avrupada bazı politakacıalrın pkk'nın terörist listesinden çıkarılması için uğraşıyor.Görüşlere göre Türkiyede çözüm sürecini engelleyeceğini savunuyorlar.Gazete Harry Van Bommel "Pkk'nın listeden çıkarılması, Türkiye ile Kürtler arasında güven tesis edilmesinde önemli bir adım olacak " dediğini kaydediyor.


Yorum:  Avrupa zaten pkk yı hiçbir zaman terorist olarak görmemişti. Zaten pkk yı kimlerin desteklediğide ortadır. Ama bu tür olaylarla onalrın sürekli gündem de kalması sağlanıyor. Buna benzer olaylar ile uzun vadede halkın düşüncelerinin değişmesi sağlanmaya çalışılıyor. Adamlar benim ülkemde silahlanacaklar ban saldıracaklar eee...  Adları terörist olmayacak yok ya. Ben de geleyim senin ülkende yapayım aynısını o zaman.   Mesala Almanyada çok türk var hadi bunlar ayaklansın biz sizi istemiyoruz burda bir devlet kurmak istiyoruz desinler bakalım ne yapacaklar. Ama maalesef olmuyor işte. Onlar nasıl olsa kendi düzenlerini kurdular onların düzeni kolay kolay bozulamaz, sağlam bir sisteme oturttular. Bizde düzenin kurulmaması için yıllardır uğraşıyorlar. Bunun içindir sürekli doğuyu karıştırıyorlar. Türkiye yinede büyümeye devam ediyor. Ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar ama engelleyemiyorlar Türkiye'nin büyümesini.

Atak T-129 Helikopter



Türkiyenin gurula sunduğu kendi üretimi bir helikopter Atak. Atak türk mühendisleri tarafından yapılan benzerlerinin çok önünde bir helikopter.
Türkiyenin silah sanayide aslında bu kadar gelişmesini bekliyordum. Bu kadarına izin vermezler diye düşünüyordum ama Türkiye artık tehditlere boğun eğmiyor ve bunu görmek gerçekten de gururumuzu okşuyor. Siz yapamassınız diyenlere inat Aselsan bu gün gerçekten de müthiş başarılara imza atmakta. En önemlisi bu kırılmaz noktayı kırdıktan sonra Türkiyenin daha neler geliştirebileceğini düşünemiyorum. Bundan sonra kime Aselsan'ı kimse tutamaz. Çünkü Aselsan'a bir heyacan geldi artık. Artık bir coşku var ve bu durdurulamaz. İsterlerse yapabilecekelrini gösterdielr bize. ALLAH Yardımcıalrı olsun.

Atak T-129 Özellikleri:
Motor: Rolls- Royce şirketinin GEM-2 motorlarındandır. Ağırlığı 150 Kg. Kalkışlarda max. 830shp güç üretiuor.
Uzun ömür: 20 yıl uzun ömürlü. Bakımı çok kolay sahada bakım yapilabilmektedir.
Transmisyon: 12.7 mm mermiye dayanıklı ve 30 dk. süreyle yağsız çalışabilecek kapasitede
Görev Bilgisayarı: görev bilgisayarı en önemli birim olarak görülmektedir. Görev bilgisayarı ve yazılımları helikopter üzerindeki seyrüsefer, haberleşme, elektronik harp, hedef tespit, platform yönetimi ve silah yönetimi fonksiyonlarını bir bütün olarak yönetiyor ve pilotlara dijital kokpit üzerinden kumanda imkânı veriyor
Sistemleri: EHS sistemi, radar ikaz sistemi, füze ikaz sistemi, lazer ikaz sistemi, IR karıştırıcı sistem, karşı tedbir ışık atıcı, dost ve düşmanı ayırt edici birim.
 Entegre Silahlar: Hydra, Cirit roketi, UMTAS tanksavar füzesi, FIM-92 Stinger füzesi, 00 mermi kapasiteli TM-197 makineli top

  • Performans
    • Maksimum seyir hızı : 269 km/s (145 knots)
    • Azami servis irtifası : 6,096  m (20,000 ft)
    • Görev yüklü irtifa : 3,048  m (10,000 ft)
    • Azami Güç/Ağırlık Oranı : 550 hp/tn
    • Maksimum havada kalma süresi : 3 sa (3  h)
    • Maksimum menzil : 561 km (303 nm)
    • Ek yakıt tanklı menzil : 1000 km (540 nm)
  • Güç kaynağı
    • Motor : 2 x LHTEC CTS800-4A[16]
    • Motor gücü : 2 x 1361 shp (2 x 1014 kW)
  • Boyut değerleri[16]
    • Uzunluk : 12.50 m
    • Yükseklik : 3.40 m
    • Ana rotor çapı : 11.90 m
  • Ağırlık değerleri[16]
    • Boş Ağırlık : 2,900 kg (6,400 lb)
    • Mürettebat : 2
    • Azami kalkış ağırlığı : 5,000 kg (11,000 lb)
    • Azami silah yükü : 1,200 kg (2,600 lb)
      • Kanatlarda yer alan silah bölmeleri : 4 x 300 kg (4 x 661 lb)
    • Yakıt kapasitesi : 750 kg
      • Harici yakıt Kapasitesi :

Aviyonik özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Aviyonikler
    • Merkezi Kontrol Bilgisayarı (Çift)
    • Tam Sayısal 4-eksenli Uçuş Kontrol Sistemi
    • 2 x Çok işlevli Ekran (Pilot ve Yardımcı pilot)
    • Hava taşıt gösterim sistemi
    • Bütünleşik Ataletsel Seyrüsefer Sistemi ve GPS
    • Sayısal uçuş haritası
    • Uçuş veri sistemi
    • Radar yükseklikölçer
    • VHF/UHF alıcısı
    • Yüksek Frekans alıcısı
    • IFF Transponder
    • Ses şifreyici / Frekans sektirici
    • Görüntü veri linki
    • Pasif ve aktif karşı önlemler ile DAS paketi
  • Donanımlar[
    • Görev Yönetim Sistemi
    • Lazer mesafe bulucu ile hedef bilgi toplama EO / planlayıcı, FLIR ve CCTV
    • Silah balistik yörünge işleme
    • Gece görüşü (Kaska ekli görüş sistemi)
    • Acil durum yer belirleme vericisi
    • Harici ek yakıt tankları
    • Bağlantı kesici
    • Buzlanma algılayıcısı
    • Kızılötesi baskılayıcıları

Sabah Gazetesinin Yeni Reklamı




Sabah Gazetesinin Yeni Reklamı, baya bir ilgi çekici çünkü günümüz medyasının aslında nasıl işlediğini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bir haberin istedikleri iyi yada kötü olarak yayınlayabilecekelrinin belgesidir.
     Bunu sabah gazetesini övmek için paylaşmıyorum yanlış anlaşılmasın reklam güzel onun için paylaşıyorum. Bize bu kadar gerçekleri söyleyen başka bir reklam görmemiştim.....

Bir zamanların Jönü Mesut Engin




















                Bir Zamanların Jönü.....

  Bir zamanların meşhur jönü Mesut engin. Zamanının bebk yüzlülerinden yakışıklı oyuncu Mesut Engin sinema dünyasından adı koybolmuş evsiz işsiz aç ve sefil bir hayat sürüyor. Rol arkadaşları zenginlikler içinde yüzerken kendisi sefaalet içinde ve kimse dönüp bakmıyor. Kişiliğine çokta girmicim orası önemli değil şu an için.
       Benim yazmak istediğim Mesut Enginin hayatı değil. Benim derdim hatırlarsınız Emek Sineması kapatılıyor diye ayağa kalkmıştılar eylemler fala filan.... Sebep, Emek sinemasında Türk sinemasının tarihi varmış...
Emek Sinemasında Türk Sinemasının tarihi varda, türk sinemasının yaşayan tarihi Mesut Engine neden sahip çıkmadınız. Neden kimse ona dönüp bakmıyor. Küçükte olsa sinemalarda dizilerde rol vererek o insanı sefillikten kurtaramazlarmı. Tabikide kurtarabilirler ama Sinema - tarif falan filan hikaye kimsenin de umrunda değil zaten emek sinemasını düşünen yoktu o gün. o gün hükümete ayaklanma vardı.
      Ünlüler dünyasında kimse kimsenin gözünü yaşına bakmaz. Hiç kimse oyuncunun ne kadar iyi oynadığına bakmaz mesele iyi oynamak kötü oynamak değil. Mesele birilerinin istediğini yapıyormu yapmıyormu. Ünlülere biz her ne kadar soyatarı dessekte onları takip eden çok insan var. Bizim söylediklerimiz çok kaile alınmaz ama o soytarıların söyledikleri kaile alınır.
   Mesut Ergün gibi  bir zamanlar jön olmuş ve sefaalet yaşayan çok insan görürüz daha.....
Not:  Tarkan boşuna kaçmadı bu memleketten.....

Hillary Clinton "Zoe Seçimler" kitabından




SABAH gazetesinin haberi ilginç bulduğum için paylaşıyorum.



ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın 2008-2012 arasındaki görevi sırasında yaşadıklarını anlattığı anı kitabı "Zor Seçimler" (Hard Choices) ABD'de dün satışa sunuldu. Clinton'ın bakanlığının ilk günlerinden, özel hayatındaki ayrıntılara kadar pek çok bilgi barındıran 656 sayfalık kitapta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan Suriye'ye, Mavi Marmara baskınından Libya müdahalesine kadar bir çok konu yer alıyor. İşte kitaptan satırbaşları: 
ERDOĞAN KİLİT ÖNEMDEYDİ: Başbakan Erdoğan'la 1990'larda İstanbul Belediye Başkanı'yken tanıştım. Hırslı, güçlü, dindar ve etkili bir politikacıydı. Erdoğan'ın liderliğinde yapılan reformlar, Türkiye'nin DGM'leri kapatmasına, ceza yasasını değiştirmesine, hukuki hizmet hakkının genişlemesine ve özgürlükler önündeki sınırlamaların azalmasını sağladı. Erdoğan Türk-ABD ilişkileri için kilit önemdeydi... Türkiye ile ilgili kesin olan şey Avrupa ve Ortadoğu'da önemli rol oynamayı sürdüreceğidir. İlişkiler ABD için hayati önemini koruyacak. 
SAATLERCE KONUŞTUK: Erdoğan başörtülü kızlarıyla gurur duyuyordu. Hatta kızlarından birinin ABD'de eğitimi için tavsiye istedi. Erdoğan ile saatlerce konuştum. Afganistan, Suriye ve diğer meselelerde anlaşık. Fakat İran'ın nükleer programında anlaşamadık. Obama ile çabalarımız ilişkileri istikrara kavuşturdu. Ancak İsrail'le yükselen tansiyon yeni meydan okumalar doğurdu.
İSRAİL'E SAVAŞ İLAN EDEBİLİRİZ: İsrail, Gazze abluklasını kırmaya çalışan filoyu bastı ve aralarında bir Amerikan vatandaşının da olduğu 9 kişiyi öldürdü. Olayın ardından Ehud Barak "Sonuçtan memnun değiliz. Uzak duramadık" dedi. "Beklenmedik sonuçları olacaktır" diye uyardım. Davutoğlu beni görmeye geldi. İsrail'e savaş ilan edebileceklerini söyledi. "Psikolojik olarak bu saldırı Türkiye için 11 Eylül'dür" dedi. Netanyahu pek çok kez özür dileyeceğini söyledi fakat koalisyonundaki diğer üyeler izin vermedi. Nihayet Mart 2013'te yeniden seçildikten sonra özür diledi 
FRANSIZ HAÇLI SEFERİ: 
Fransa lideri Sarkozy, Libya'ya yapılacak operasyonu süper güç olarak geri dönebilecekleri fırsat olarak görüyordu. 19 Mart 2011'de Paris'teki toplantıya Türkiye davet edilmedi. Sarkozy Erdoğan'ı koalisyon dışına itmek için çalıştı. Davutoğlu "Bu bir Fransız Haçlı seferi mi, yoksa uluslararası müdahale mi?" dedi. Türkiye, NATO liderliğinde operasyon istedi. 
SURİYE İÇİN OLASILIK PLANI: Kriz patlak verdikten sonra Cumhurbaşkanı Gül, Erdoğan ve Davutoğlu ile İstanbul'da görüştüm. Göçmenlerden, sınırdaki şiddetten ve uçağının düşürülmesinden şikayetçiydi. Uçağın düşürülmesi, olayın bölgesel çatışmaya dönebileceğinin işaretiydi. ABD ve NATO'nun Türkiye'nin güvenliğini sağlayacağı güvencesi verdim. İki ülke ordularının olasılık planları hazırlamaları gerektiğini düşündüm. 
ERMENİ SORUNU: 2009'da Avrupalı ortaklarımızla Türkiye-Ermenistan sorununu nasıl çözebileceğimizi konuştuk. Davutoğlu ve Ermeni Dışişleri Bakanı Nalbandyan ile görevimin ilk aylarında 30 kez telefonda konuştum. İsviçre'de ekim ayında anlaşma imzalanacaktı. Davutoğlu'nun imza töreninde söyleyeceklerinden çekinen Nalbandyan katılmak istemedi. Açıklama yapılmayacağını söyleyince kabul etti. 

İlk Türkiye ziyareti
"Avrupa'daki hiçbir ülke Türkiye kadar dikkat gerektirmiyordu. Bush yılları, iki ülke arasındaki ilişkilerden çok şey götürdü. Patlayan ekonomisi ve dünyanın en yüksek büyüme oranlarıyla Türkiye bölgesel güç olarak ortaya çıktı. Endonezya gibi demokrasi, modernite, kadın hakları ve İslam'ın bir arada var olup olamayacağını test ediyordu. Bu yüzden Avrupa'ya 2009'da yaptığım ilk geziye Türkiye'yi de dahil ettim. Türk halkındaki ABD güvensizliğini görerek, onlara "Haydi Gel Bizimle Ol" TV programına katılıp doğrudan ulaşmaya çalıştım. 

Kaynak: Sabah Gazetesi


Işid - Irak Ve Musul

Işıd El kaide bağlantılı bir örgüt 6 komutan tarafından yönetilmektedirler. Asker sayıları 1000 - 2000  arası çok fazla bir askerleri yok. Zaten işin en ilginç tarafıda burda bu adamlar 1500 kişilik ordularıyla 60 bin ırak ordusunu nasıl yendi, bu adamlar nasıl oldu 2- 3 saat içinde musulu ele geçirdiler. Akıl alacak iş değildir.

Orta doğu her zaman ki gibi yine karıştırılıyor. Bunun arkasında sebep aramaya kalksak destan yazarız. Bu durumu Türkiye açısında bakacak olursak bize zararı çok.....
Yaptığımız petrol anlaşmalarının durumu açısından olsun örgüt adında islam geçmesi açısından olsun zararları çok. Türkiye komşu ülkelerinin sınırlarının korunmasından yana ama maalesef bugün ırak sınırında bir kürdistan var.Adı konmamuş olsada kürtleri yönettiği bir alan var orda.

Bu adamların arkasında mutlaka birileri vardır. En basiti birileri bunlara para ve silah sağlaması gerekir.Kimdir bu kişiler onların incelenmesi lazım. Tabi bizim istihbaharatçılarımız biliyorlardır kim olduklarını ondan yana benim şüphem yok. Ama bizim yani halkın bilinçli haraket edebilmesi için bunların arkasındaki ülkeler ortaya konmalı aslında. Gündem bunlar konuşulmalı. Belki bugüne kadar çok konuşuldu diyeceksiniz ama bugüne kadar konuşulanlarla biz fazla ilerleyemedik. Daha konuşulması gereken çok konular var.

Yakın Tarih



Zamanın Gazete küpürlerine baktığımız zaman, durumun bazılarının anlattığı gibi olmadığını açık ve seçik görüyoruz. Öğrenciyken bana  kötü zihniyetli imamlara karşı olunduğunu, onları bu memleketten temizlemek istendiğini söylerlerdi.


            Tarihi kendimiz araştırıp kendi gözmüzle baktığımızda, kötü niyetli imamların değil bilakis iyi niyetli imamların temizlenmek istediğini görüyoruz. Yani bu memleketten müslümanın kökünü kazımak istediler.
Aklınıza şu soru gelebilir, Yabancı devletler yada şahıslar bu insanları kontrol ederek Türkiyede islamı değiştirmeye kalkışmak yerine direk kendileri sömürgeye bağlayamazlarmıy dı  ?
Hayır Bağlayamazlardı. Neden, bir kere zaten direk olmasa da dolaylı yönden sömürdüler bunun en güzel örneği ayçiçek-zeytinyağı meselesidir. Türkler tarihin boyunca özgür yaşamış milettirler. Boyunduruk altına girmektense savaşarak ölmeyi tercih ederler.  Bunu biliyorlardı onun için dıştan bir müdahale yerine içten müdahale edip tüm yapılanlar bir gereklilikmiş gibi gösterildi.
        İçten müdahale ile neler yapıldı bir bakalım;
Şapka kanunu çıkarıldı, kullanılan sarıklarda yasaklandı. Sarık islamda vardır.
İçki fabrikaları kuruldu. İslamda içki haramdır.
Laik devlet anlayışı getirildi. Dinle devleti ayırırsan dinsiz devlet ortaya çıkar bu kadar basit.
Arapça yasaklandı. Arapça islamın dilidir.
Ezan türkçeleştirildi. İslamda Kuranı Kerim arapça okunur başka bir dilde okunamaz. Türkçe olarak okuduğumuz mealidir (anlamı) Ne denmek istendiğini anlayalım diye.
Kızlar okutulmuyor kızlara değer verilmiyor bahanesiyle vakıflar filan kuruldu ve bugünkü çıplak yaratıklar ortaya çıktı.Halbuki kızlar okuyabiliyordu. Ve İslamın, kadına ne kadar değer verdiği bellidir. Ama maalesef İslamda kızlara değer verilmiyormuş gibi gösterildi.
Evinde Kuran bulunduranlar harp okuluna alınmadı. Bunu kimse inkar edemez zaten.
vs. vs. vs


      Bu örnek çoğaltabiliriz şimdilik aklıma gelenleri yazdım. Sadece yukarıda yazdıklarıma bakarak bile bu milleti dinsizleştirmeye çalıştıklarını anlayabilirsiniz. Aydınız diye geçinip islama saldıranların bu ülkeyi bölmeye çalışanalrın geçmişine bakın çoğu aynı yerde birleşiyor.  Bu insanlara bilinçli olarak destek veriyorlar ki belli konumlara bu insanlar yerleşsin, bu insanlar bu ülkede söz sahibi olsun diye, ki doğal olarak onları destekleyenler bu ülkede söz sahibi olacaklar. Eskiden beri  en büyük silahları medyaydı hala öyle ama artık onların medyasının karşısında bir medya daha var. Ayrıyetten sosyal medya var ki orda doğruları yazan açıklayan insanlar çoktur. Artık karşılarında birileri olduğu için zaten gezi ve benzeri olayalrda Başbakanı indiremediler. Doğa düşmanı dediler - Diktatör dediler - Hırsız dediler - Dinsiz dediler - Amerikancı dediler - İsrail uşağı dediler - Ülkeyi kürtlere sattı dediler. hepsine bir laf var denecek ama israil uşağı diyenleri gördük Türkiyeyi gitti de israil medyasını şikayet etti böle bir rezillik olamaz bu adam türk olamaz. Ülkeyi kürtlere sattı diyenler bu gün kalkmış pkk ile bile baş edimiyor diyorlar.... afedersiniz ama LAN karar verin bu adam pkk ile işbirliği içindemi yoksa pkk ile savaş halindemi. Hem nalına hem mıkına vuruyorlar. Niye bu ülkeyi bölmek için. Bu ülke gelişmesinde bizde rantımızı sağlayalım .......