Karayip Korsanları'nda Ay Yıldızın İşine ?



Karayip Korsanı jack sparrow bizim Yusuf Reis çıktı. Kaptan Jack Sparrow’un Yusuf Reis olduğuna dair iddiayı “Derin Tarih” isimli dergide yer aldı. Araştırmacı yazar M. Hasan Bulut’un ortaya koyduğu bilgiler enteresan:
İlk filmi 2003 yılında seyirciyle buluşan Karayip Korsanları serisinin, iyi gişe yapması üzerine peşpeşe yenilerininçekildiğini biliyorsunuz. O kadar ki, şimdilerde beşincisi bekleniyor. Filmin başarısının ardında Johnny Depp’in canlandırdığı çılgm kaptan Jack Sparrow karakterinin olduğuna ne şüphe!
Senaristlerin ve korsanlık tarihi danışman
Stuart Beattie’nin, Kaptan Hector Barbossa karakterini yazarken Avrupa’da Barbarossa (“Kızıl Sakal”) lakabıyla meşhur Oruç Reis ve kardeşi  Barbaros Hayreddin Paşa’yı göz önünde tuttuklarını tahmin etmiş olmalısınız. Peki Jack Sparrow John Ward, nam-ı diğer Yusuf Reis adlı Türk korsanının ilham verdiğini biliyor muydunuz?
Cevabınız ‘hayır’sa acayip bir korsan hikayesine yelken açmak üzeresiniz, haberiniz olsun!
John Ward’dan Yusuf Reis’e …
İspanyolların Yahudi ve Müslümanları sürdükleri, Fransız Katoliklerin Protestanları katlettikleri, İngiliz Protestanların İrlandalılara soykırım uyguladıkları ve yeni kıta Amerika’da beyazların yerli ırklara üstünlük kurdukları Rönesans devrinin sonlarındayız. Çoğu Avrupa devleti gibi İngiltere de, Osmanlı İmparatorluğu ile sıkı ticari münasebetler kurmuştur. İngiltere, Kıbrıs ve İzmir gibi limanlardan pamuk, ipek ve yün alıyor; Manchester, Wiltshire, Gloucester, Essex ve Suffolk gibi sanayi merkezlerinde işleyerek sömürgelerine ihraç ediyordu. Denizaşırı ticari faaliyetlerinin dörtte birini oluşturan Osmanlı toprakları ile İngiltere arasında gemiler vızır vızır gidip geliyordu tabiri caizse.
Kuzey Afrika’da yerleşmiş olan (ve serinin üçüncü filmindeki Türkçe konuşan korsanlara çok da benzemeyen) Türk korsanlar, Akdeniz’de dolaşan bu Avrupalı gemileri basıyor, mallarına el koyuyor ve mürettebatını esir alıyorlardı. Ekseriyetini denizci, gemi aşçısı, miço, tacir, balıkçı ve askerlerin oluşturduğu bu Hıristiyan esirler çeşitli sebeplerle gruplar halinde Müslüman oluyor ve Türk korsanlara katılıyorlardı. Hatta Kral II. Charles, Kaptan Hamiltorı’u esir düşen bazı İngilizleri fidye ödeyerek kurtarması için Kuzey Afrika’ya göndermiş, fakat kaptan, esirlerin hepsi Müslüman olduğu ve hiçbiri geri gitmek istemediği için İngiltere’ye eli boş dönmek zorunda kalmıştı.
Avrupa’daki Hıristiyan korsanlar da Akdeniz’e gelerek buraların hakimi Türklere katılıyor ve dindaşlarına korku salıyorlardı. Akdeniz suları korsanların çekişmeleriyle çalkanadursun, güneydoğu İngiltere’nin sahil şehri Faversham’da bir müstakbel korsan, John Ward gelir dünyaya. Gençliğin balıkçılık yaparak geçiren Ward, 1558′de İspanyolların İngiltere’yi işgale kalkışması üzerine Kraliçenin izniyle korsanlığa başlar.
İlginç de bir lakabı vardır: Kaptan jack Birdy, yani Kuş Jack. Bu isimle yıllarca korsanlık yapar. 1602′de Katolik rehinelerle dolu Danimarkalı bir gemiyi yağmaladığı için Karayiplerde hapse atılır. 1603′te  tahta çıkan I. James İspanya ile barış ilan edince ordudan ayrılan John, adamlarıyla beraber limandan çaldığı küçük bir gemiyle büyük bir Fransız gemisini ele geçirir. Ona da tıpkı kerıdisinınki gibi ironik bir Isim takmadan durmayacaktır korsanıınız. “Little John” adını koyar gemisine, yani “Küçük John’t:
Adamları tarafindan kaptan seçilen John, baskı altında olduğu memleketini terk edhek Küçük John’la Katolik gemilerini yağmalarhak üzere Akderıiz’e açılır.

Burada Osman Dayı adında, .kendisi gibi aslen İngiliz olan başka bt korsanla tanışır. Bir süre sonra da mürettebatıyla beraber Müslüman olur. Yusuf adını alan John, başındaki şapkayı çıkarır ve yerine -tam olarak filmdeki gibi olmasa da-Müslüman alameti olan türban (sarık) sarar. Korsanıınızın samimi bir Müslüman olduğunu ve evvelden bağımlısı olduğu şarabı artık içmediğini, kendisini Tunus’ta ziyaret eden İskoç seyyah William Lithgow’un hatıralarından öğreniyoruz.
Lithgow’un anlattığına göre bu ziyarette Yusuf Reis’le arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:
- Görüyorsun dostum. Küçük bir kuşun aşkıyla büyüdüm.
- Hadi canım! Adı ne? Onu haberdar etmeli miyim sizce?
- Hayır, seni sandal faresi! Minnacık, küçücük bir kuş bu.
- Küçük bir kuş? Kaptan Jack, bir serçeden mi bahsediyorsunuz yoksa?
Tam burada serçenin İngilizcesinin ‘sparrow’ olduğunu hatırlatmamız gerek. Büyük ihtimalle senaristler konuşmanın devamını okumamışlar; zira Yusuf Reis, Lithgow’a çocukken serçeleri değil, civcivleri çok sevdiğinden bahsetmektedir. Aksi takdirde filmdeki adı Jack Sparrow değil, Jack Chick olmalıydı.
Dünyaya korku salan korsan 1606 yılında Tunus’a yerleşen Yusuf Reis, kendisinden evvel Hızır Reis’in, nam-ı diğer Barbaros Hayreddin Paşa’nın yaptığı gibi Tunus Beyi Kara Osman’ın himayesinde korsanlığa başlar. Sadece üç yıl içinde Türkler ve İngilizlerden oluşan adamlarının sayısı 500′ü geçer. Aralarında Kaptan Samson, Anthony Johnson, Yarmouth Piskoposu Richard ve Southamptonlı James Procter gibi meşhurlar da vardır.
Yusuf Reis Avrupa limanlarına akınlar yapar ve ele geçirdiği ganimetlerle çok zenginleşir, hatta bir seferinde Reinera e Soderina adında iki milyondan fazla Düka altını taşıyan Venediklilere ait bir gemiyi ele geçirir. Tunus’ta kendisine mermerden ve kaymak taşından muhteşem bir saray inşa ettirir. Kendisi gibi sonradan Müslüman olan Jessimina adında Sicilyalı bir hammla evlense de, İngiltere’de kalan karısına para göndermeye devam ettiğini biliyoruz.


Neredeyse Orta Akdeniz’in tek hakimi haline gelen Yusuf Reis’in gücü öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, eski Kralı ı. James kendisine geri dönmesi için 30 bin altın kron teklif eder. Cevabı ‘Hayır’ olur. Namı artık terk ettiği memleketinde de duyulmuştur ve adına şu tarzda şarkılar yazılmaktadır:
Danseker ile Kaptan Ward’ı Ve her gün başlarından geçen gurur verici maceraları tüm dünyada duymayan kalmadı
Osmanlı İmparatorluğu’ndan oldukça uzak bulunmasına rağmen john gibi binlerce İngilizin Müslüman olması ve korsanlık yaparak kendi ülkelerinin ticaretini baltalaması İngiltere’de bir korku havası yaratmıştır. İnsanları İslamiyetten soğutmak için o zamanın gazetesi demek olan tiyatro sahnelerinde Müslüman olanları Tanrı’nın cezalandırdığı, Türkleri vahşi ve şeytani varlıklar gibi gösteren oyunlar tertip edilmeye başlandı.
Müslüman olduktan sonra zenginleşip meşhur olan, bu yüzden birçok Hıristiyana kötü) örnek teşkil eden John Ward da bu oyunlardan nasibini alacaktı. 1612 yılında Robert Daborne tarafından “Türk olan bir Hıristiyan veya iki meşhur korsanın, Ward ile Danisker’in Trajik Hayatları ve Ölümleri (AChristian turn’d Turke, or The Tragicall Lives and Deaths of the two Famous Pyrates, Ward and Danisker) adlı bir oyun sahnelendi. Oyunda Ward, ruhunu Türklere satıp Müslüman oluyor ve tehditlere rağmen eski dinine dönmüyordu. Ancak perde kapanırken cezasını buluyor, paramparça edilip denize atılıyordu.
Londra’da bu oyun sahnelenedursun, gerçek John, yani Yusuf Reis Akdeniz’de akınlarına devam etmekteydi. Yusuf Reis 1622 yılında Tunus’ta vebadan öldü. 70 yaşındaydı. Günümüzde memleketi İngiltere’de kimileri onu Türk değerlerini kabullenen hain bir korsan olarak görürken, özellikle Müslüman İngilizlerin gözünde Türklere korsanlığı öğreten, alçakgönüllü, korkusuz ve büyük İngiliz denizcidir Yusuf Reis.

Katliamdan kurtulan yahudiler israili kınadı.



Uluslararası Yahudi anti-Siyonist Ağı (IJSN) tarafından hazırlanan ve bugün New York Times gazetesinde yayınlanan mektubun altına Nazi kamplarından kurtulan 327 Yahudi veya çocukları imza attı.

"GAZZE'DEKİ KATLİAMI KINIYORUZ"
New York Times Gazetesi'nde daha önce Nobel barış ödüllü Elie Weisel tarafından yayınlanan ve ''Hamas'ı Nazilerle eş tutan'' mektuba karşılık yayınlandığı belirtilen mektupta, Auschwitz Nazi kamplarından bizzat kurtulan 40 Yahudi ile kamplardan sağ çıkanların çocukları ''Nazi soykırımı kurbanları Yahudiler ve onların çocukları olarak kesin bir şekilde Gazze'deki Filistinli katliamını, Gazze'de devam eden işgali ve tarihi Filistin'in koloni haline getirilmesini kınıyoruz'' denildi.

Ensonhaber

Gazze'de evsiz çocuklar için üstüne toprak döktü


Ergün Diler, Enterasan bir konuyu yazıyor okuyalım...





Üçhaberi lütfen sıkılmadan okuyun.. Aşağıda görüşmek üzere...
TARİH: 4 Ekim 2009 PAZAR 
SÜRMANŞET:İslam dünyasının yükselen yıldızı
SPOT:İslam Konferansı Örgütü, küresel siyasette giderek ağırlık kazanıyor. Bu örgütün başında Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu var. İhsanoğlu, İKÖ'yü Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik arasındaki çatışma ortamının yumuşatılmasında çok etkili bir misyona götürüyor...
İhsanoğlu, Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Clinton'la bir araya geldi. Görüşmede Obama'nın Kahire'de İslam alemine seslendiği konuşma gündeme geldi. İhsanoğlu, ABD Dışişleri Bakanı'yla görüşme yapan ilk İKÖ lideri...
TARİH: 
10 Ocak 2011 PAZARTESİ 
SÜRMANŞET:67 İslam ülkesi adına 
SPOT:İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun yeni yılın ilk saatlerinde terör saldırısına hedef olan Mısır Kopt Kilisesi Patriği Üçüncü Şenuda'ya yazdığı mektubu ele geçirdik! (Sanki gizliymiş gibi, neyse devam edelim...) "İskenderiye Kutsal Kilisesi'nde çok sayıda kişinin hayatına mal olan terör saldırısını öğrendiğimde şok geçirdim. Biz İKT ve ona üye 57 İslam ülkesi, İslam'ın yüce değerlerine aykırı bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz..."
TARİH: 1 Şubat 2011 SALI 
MANŞET:Değişim şart 
SPOT: İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Mısır'daki ayaklanmayı değerlendirdi: "Hiçbir Ortadoğu ülkesi, bir önceki durumu devam ettirme lüksüne sahip değil."Eveeet... Kısaca vermeye çalıştığım haber ve spotlar bunlar. Bu haberleri birinci sayfasına taşıyan gazetenin Ekmeleddin Bey'e ilgisi sadece bu kadar da değil. Örnekleri çoğaltmak mümkün...
Ama konu bu değil...
Ben Ekmeleddin Bey ile İslam Konferansı Örgütü'nün SUDAN ya da SOMALİ gibi ülkelerde yaşanan dramlara neden sessiz kaldığını da merak etmiyorum... Merakım başka... Çok güvendiğim bir arkadaşımın benimle paylaştığı bilgiye göre, bir büyük gazete sahibi ve yanına aldığı bir isim, EN BÜYÜK PATRONUN isteği doğrultusunda CİDDE'ye gidip, Ekmeleddin Bey'le görüşmüşler. "Sizi önümüzdeki dönem Çankaya Köşkü'nde görmek isteriz" teklifinde bulunmuşlar...
Ekmeleddin Bey de bu öneriye çok sıcak bakmış...

* * *
Ancak son günlerde ilginç gelişmeler yaşandı.
Daha önce Ortadoğu'da ayağı takılıp düşen bir çocuk için bile konuşan İhsanoğlu'nun ülkeler yerle bir olurken sessiz kalması beni şüphelendirdi. Emin olmak istedim. Malum gazetenin sayılarına bir kez daha göz attım....EVET bu kez Ekmeleddin Bey'i PAS GEÇMİŞLERDİ...Anlaşılan deşifre olmak istemiyorlardı. Belki de yukarıdaki haberlerle İhsanoğlu'nu yeterince parlattıklarını düşünüyorlardı. Kim bilir?
Ama ben ortalığı daha da fazla karıştırmadan sorularımı sıralayıp kenara çekileyim: 
EKMELEDDİN BEY NEDEN ARTIK MANŞET OLMUYOR? * ÜMİT BAĞLADIĞINIZ BU PROJE YATTI MI?
YOKSA YENİLGİYİ KABUL MÜ ETTİNİZ? * YA DA YENİ BİR OYUNCUYA MI YATIRIM YAPIYORSUNUZ? 

* * *
Eğer son şık geçerliyse, Ekmeleddin Bey'e söyleyin de ayıp olmasın... Çünkü o sizin ayak 
oyunlarınızı bilmez de...

Kaynak: Ergün Diler

Amerika ve Aile Hanedanlığı




Dünyayı Büyük ailelerin şekillendirdiği (rockefeller, rothschild vb.) artık yavaş yavaş herkes öğrenmeye başladı. Ama hala dikkatimizi çeken bir çok nokta ile karşılaşmaktayız. Gün geçmiyor ki yeni bir bilgi ile karşılaşmayalım. Dünyada bir çok ülke ya kendi kanalrından birisi yada kendi istedikleri birileri tarafından yönetilmektedir. Bu durumu kabul etmeyen ülkeler ise sürekli bir savaş halindedir. İçlerinde nadir ayakta duran ülkelerden birisi Türkiyedir. Türkiye onca çalkantılara rağmen bugün büyük bir gelişme göstermiş ekonomik  olarak ipleri kendi eline almaya başlamıştır. Neyse konumuz Türkiye değil ABD.

           Amerika başkanlık sistemi ile yönetilmesine rağmen, iş görndü gibi değildir. Amerikada oturttukları düzen sayesinde kendi adamları başkanlık yapmaktadır. Ola ki bir başkası başkan olsun ömrü fazla uzun olmaz. Kendilerine karşı çıkan kişileri ortadan kaldırmakta hiç tereddüt etmezler.
        Size bir soy ağacı vereceğim geri kalanını anlatmama gerek kalmayacak zaten.
(Dereceler kuzenlik dereceleridir.)


George w. Bush  – 9 derece   Sen. John Kerry –  9 derece Hugh Hefner
                                                                                      34 derece   Vlad Tepeş (Drakula)
-          9 derece Dich Cheney – 8 derece Barack Obama
-          7 derece Abraham Lincoln – 4 derece  - Tom Hanks
-          8 derece pocahontas
-          11 derece hugh Hefner
-          32 derece Vlad Tepeş (Drakula)
-          11 derece Princess Diana – 10 derece Andrew Firestone
-          9 derece Marliyn Monroe
-          11 derece Barack Obama –    -  9 derece brad pitt






Küller Altında Filistinde






İsrailin kurulduğundan beri, gün yüzü görmeyen rahat bir nefes alamayan Kanayan Yaramız Filistin.
1948 de israil Filistinin göbeğinde kuruldu. Düşünsenize bir ülkenin göbeğinde başka bir ülke kuruluyor...
Ve Dünya, özelliklede müslüman ülkeler hiçbirşey yapmıyor. Sadece sessizce izliyorlar, Türkiye ise alkış tutuyor bu duruma Filistinden bahsediyoruz kardeşimizden bahsediyoruz. Onlar bizden umut beklerken biz alkış tutuyoruz.

     Asıl bi nokta var ki her şeye rağmen bize küsmüyorlar darılmıyorlar. İnadına bizi seviyorlar, onlarda biliyor çünkü Türkiye Halkının hiçbir kabahatı yok. Halk destekliyordu filistini ama zamanın hükümeti alkış tutuyordu.

     Küller Altında Filistin, Bir rüzgara bir nefese ihtiyacı var ki o küller uçsun ve Filistin  kendine gelsin. Kim üfleyecek, kimin nefesi bu....
    Bu müslümanların nefesi olmalıdır. Başak türlüsü zaten olamaz.... Müslüman ülkeleri şöle bir kafanızda gezdirin kim ne durumda. Eminim şunu düşüneceksiniz;
    "Çoğu savaş içinde, çoğu kendi içinde bir düzen kuramamış. Düzeni olan ise zaten yardım etmez, zira onlar göstermelik müslümanlardır."

   Akla tek bir ülke geliyor Türkiye !   Türkiye ne yapabilir sorusunu düşünelim. Yada gelin Türkiyenin Birşey yapabilmesi ne durumda olması gerektiğini düşünelim sonra ilk soruyu cevaplarız....
 
   Türkiye bir kere ekonomik gücünü kazanması lazım. Lazım ki sen müslüman ülkelere yardım ettiğinde seni tehdit edenleri aldırmayasın... Yoksa sende batarsın.
  Sanayin gelişmiş olmalı ki kendi ihtiyacını kendin giderisin. Dışa bağımlılıktan kurtulasın.
Silah sanayin gelişmiş olmalı. Kendi silah ihtiyacını gideresin artı istediğin ülkeye silah verebilesin. En önemli noktada burasıdır zaten.

Şimdi Türkiye Ne Yapabilir ?
 Türkiye maddi destek yapabilir. İhtiyacı olan malları gönderebilir. Bunları az çok yapıyor zaten.
Biz önemli, noktaya gelelim nedir o Silah Sanayi !
Silah sanayinin güçlendirirsen ( ki Türkiye bu yönde çok güçlü ilerliyor ) o zaman istediğin ülkeye silah gönderebilirsin. Resmi olarak göndermekten bahsetmiyorum el altından göndermekten bahsediyorum.

     Türkiye bu yönde gelişmesi Filisitin ve benzeri müslüman ülkelere silah desteği yapmasını sağlayacaktır. Müslüman ülkelerin en büyük sorunu Silah yetersizliğidir. Keleşler ile bir ülkeyi savunamassınız. Güçlü silahlarınız, tanklarınız, uçaklarınız, helikopterleriniz vs vs  olmalı.

     Filistinde bu ekipmanlar olsaydı israil bir şey yapabilirmiydi ?  Yapamazdı !

Türkiyenin sadece kendi için değil Müslümanlar için de gelişmesi lazım. Çünkü tüm Müslüman alemi bizi tek kurtarıcı ülke olarak görüyor. Biz halk olarak elimizden gelen desteği bu ülkeye yapmalıyız. Sırf bu ülkenin gelişmesi için çalışmalıyız. Bu gün çok kullanılan bir söz var "Şirketler artık uluslar arası kimliğe sahip.".
Evet, şirketler bu gün uluslar arası kimleğe sahip ama kim olduklarını senin gibi unutmuyorlar işlerini yürütürken, senin gibi sadece kendini düşünmüyor ülkelerini de düşünüyorlar.

   Bir hikaye ile yazımı bitirmek istiyorum.
Amerikada iki genç sevgili varmış. Erkek olan çok sevdiği bir artistin müziğini internetten indirmiş. Kız arkadaşınada dinletmiş. Kız arkadaşı bu durum karşısında sevgilisini terk etmiş. Şimdi size neden terk etmiştir desem   binbir türlü şeyler söylersiniz....
Kız neden terk etmiş biliyormusunuz....
Erkek müziği internetten para ödemeden indirdiği için.
Erkek arkadaşına ben bir hırsızla çıkmam demiş ve terk etmiş......

Kıssadan Hisse: Biz bu memleketi sömürmek için gelmedik dünyaya. Devlet bize bakmak zorundadır deyip yan gelip yatmak hiç doğru değildir. Devlet bize bakmak zorunda ama biz ona baktığımız doğrultuda oda bize bakar.....
                    "Devletinize Sahip Çıkın Zira Siz Sahip Çıkmazsanız, Başkaları Çıkar "

Arabisitan Ve İran ( Vehabi ve Şia )

Biri şia, biri vehabi. Biri amerikan dostu, biri amerikan düşmanı (!) .
Her ikisi de İslamı yanlış yaşayan sapkın adetleri olan ülkeler.  Arabistan çığrından çıktı Kuran-ı Kerim'de uyarılmasına rağmen kendilerini bozdular. Onlara bela olacak bir milletten bahsedilir. Ve o millet övülür de....
O milletin kimler olduğu hakkında çeşitli araştırmalar var ama çoğu varsayım o konuya girmiyecem.
İnsan şunu düşünüyor. Arabistan ve İran İmanı bozuk milletlerdir. Gidip görseniz orda yaşasanız çok daha iyi anlayacaksınız ne demek istediğimi. Bizim inandığımız 4 mezheb den farklıdırlar. Ehli sünnet değildirler.

Şia :  Kuran-ı Kerimin Bozulmuş olduğunu idda ederler.
On binlerce sahabeyi ret ederler. Hz. Ebubekir ve Hz. Osman'a lanet okurlar. Bir çok Sunni Hadisleri Kabul etmezler. senetleri olmasına rağmen. Kendi inandıkları hadislerin senetleri dahi yoktur.
Hicr Suresi 9. ayet:  Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
Enam Suresi 115. ayet: Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

       Daha çok ayet sıralanabilir ama sadece bunlar yeterlidir. Doğal olarak bu kişiler bu ayetleri ret etmiş oluyorlar. Kuran-ı ret etmek, yani ALLAH'ın Kelamını ret etmek kafirliktir.

Vehabiler ve şialar, incelediğiniz zaman bunların dertlerinin Müslümanlığı bozmak olduğunu çok net anlarsınız. Zavallı halk ne gördüğüyse ona inanıyor hiç araştırmıyor hiç düşünmüyor gördüğünün duyduğunun peşinden gidiyor. Ama Kuran-ı Kerim Bu noktada uyarmıştır. Bir çok ayetin sonu, Siz akıl etmezmisiniz, Siz düşünmezmisiniz. Diye biter ama maalesef çoğu kişi düşünmez ne gördüyse onun aynısnı taklit ederek inancını yaşar. Bizde taklit yoktur. Bizde bilmek vardır. Cuma hutbesinde neder imam, " O, düşünüp tutasınız diye öğüt veriyor." Orda neden  "düşünüp" der. Neden direk "tutasanız" demiyor. Çünkü bilinçli ibadet etmemizi istiyor. Bilinçsizce değil, örf adet gibi değil yada ağız alışkanlığı gibi değil. Bu gün biz sunniler de Selam vermeyi dahi ağız alışkanlğı olarak yapıyoruz. Anlamını manasını bilmeden düşünmeden.

Ayet Der ki :

Bakara 170.
Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!…


Zühruf 22.
Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: “Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele varacağız.”



Milley Cyrus İlluminati




Milley Cyrus Konserde yaptığı bir hareket.

                 İlluminatinin ne olduğuna değinmicem zaten ne olduklarını az çok biliyorsunuzdur artık.
Bu hareket kendisinin kim yönettiğinin. Müzik endüstrisinin kimlerin elinde olduğunun göstergesinden sadece birisi. Daha niceleri var...
Kendilerine sorsanız tamamen masumca yapılmış bir harekettir. Sorsak Ne var buında herkes yapıyor derler...
Peki gerçekten de herkes mi yapıyor ?
Hayır, sadece şunun düşünün bir sanatçı sıradan biri gibi hareket etse sizce ilgi duyarlar mıydı... ?
 Öle olsaydı bir kıyafete bir işçinin yıllık maaşını dökmezlerdi. Amaç hem farklı birşeyler yapmış olup ilgi çekmek hem de bu iğrençliği insanların bilinç altına işlemek. Bu tür iğrençlikleri insanlara ne kadar çok gösterirlerse bilinç altında o kadar yer eder. Beynimize gidecek olan bilgileri biz seçebiliriz ama hangi bilgileri saklaması gerektiğini biz seçemeyiz. O noktada beyin kendi algoritmasıyla iş yapıyor.
     Bu konuda hususi bir yazı yazmayı planlıyorum ama yeri gelmişken kısa bir değineyim. Bu gün Google'a baktığımız da siz harflere basar basmaz kendisi kelimeler türetiyor. Peki google bu kelimeleri neye göre türetiyor bunu hiç düşündünüz mü ?
 Google türettiği kelimeler sizin yazdığınız harflerle başlayan En çok aranmış Kelimeleri sıralıyor. Dikkat edin en çok aranmış. Google beyniniz kabul edin aranan kelimeleri de Beyine giden bilgiler olarak düşünelim.
Siz beyninize Sürekli olarak "cnady burn pornocudur." Bilgisini verin.Yalnız bu kişi pornocu olmasın. Sıradan biri olsun. Bu bilgiyi okuyarak, duyarak, izleyerek(tabi porno izleyin demiyorum !) devamlı beyne iletin. Bir süre sonra biri size " cnady burn " dediği zaman, sizin beyniniz "Pornocu" diyecek. Aksi olanı beyne ters gelecek kabul etmeyecek. Siz müdahale etmediğiniz sürece beyniniz bunu böyle kabul edecek.
       
         Neden müzik ve sinema endüstrisini elinde tuttukları da bu noktada anlaşılıyor.

Biz Babamızdan Böle Gördük

İnsanların çoğu ilk öğrendiklerini anne ve babalarından öğrenirler.  Bu Dinimiz içinde geçerlidir.
İnsanların anne babalarında bir şey öğrenmelerin de bir mahsur yok aslında. Sıkıntı o dur ki, babalarımızın da yanlış biliyor olabileceği. Bunu hiç düşünmeden babamızdan ne gördüysek onu uygularız. Fani konular bir tarafa bizim için önemli olan Dini konular. Dinimizi babamızdan ne kadar doğru öğreniyoruz. En basit örnekle babanız bir sureyi bir harf yanlış öğretse. Hayatınız boyunca yanlış okuyacaksınız ve çocuğunuzada yanlış öğreteceksiniz. Bir de siz bir harf yanlış öğretirseniz düşünün halimizi.

 Onlara, “Allah"ın indirdiğine uyun.” Denildiğin de, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız”. Dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler.” (2/170)

                Öğrendiklerimizi bir kere bile araştırmadan doğru kabul ediyoruz. Bırakın bir kere araştırmayı zaman zaman kendimizi kontrol etmemiz gerekiyor. Allah yolunda yapacağımız ufak bir yanlış bizi cehenneme düşürebilir. Bunun bilincinde olmak gerekir.


Çirkin bir iş işledikleri vakit,”Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti.”Derler. De ki:”Şüphesiz Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah"ın üzerine mi atıyorsunuz?(7/28)

“İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.”  (İbn Mace, Mukaddime, 17)

Şimon Peres: Türkiyenin Desteklediği Bir Kürt Devleti Kuruldu

İsrail'in Haaretz gazetesi Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in ABD Başkanı Barack Obama'ya yaptığı veda ziyaretine yer verdi. Gazete, Peres'in Obama'ya "Ne kadar kusurları olursa olsun dostlarına bağlı kal böylece senin gerçek düşmanlarınla mücadele etmeye yardım etsinler" dediğini yazdı. Gazete Peres'in Kürtlerin, şimdiden Türkiye'nin desteklediği "demokratik ve bağımsız" bir devlet kurduklarını söylediğini belirtti.  (Sabah Gazetesi )


Tam da cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yapılan ilginç bir açıklama. Türkiyenin de desteklediği bir " kürt devleti " açıklaması Türkiye de kafaları karıştırmak için yapılmış bilinçli bir açıklamadır. Halkın kafasını karıştırıp " Bakın Türkiye doğuyu sattı " gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Zaten kendi içimizdekiler sürekli bu konuyu körükleyip duruyor.

 Gerçekten de Türkiye desteklemiş olabilir mi böyle bir durumu tabi kide olabilir. Ama Türkiye sınırların da değil sınır dışında bir oluşumu destekleyebilir. Zaten Iraktaki oluşum malumdur uluslar arası bir kürt devleti ilan edilmiş olmasada orası bir kürt devleti konumunda dır. 

Mehmet Fırıncı Erdoğan'ın elini öpmek için eğildi Yalanı




Bazı haber siteleri tarafından bilinçli olarak çarpıtılmış bir haber. Said Nursi efendinin talebelerinden Mehmet Fırıncı efendinin Tayyip Erdoğa'nın elinin öpmek için eğildiğini idda ederek tamamen uydurma bir haber yapmışlardır. Said Nursi'nin talebeleri ne hallere düştü diye ortalığı yagaraya veriyorlar. Bazılarına anlam verebiliyorum da bazı haber sitelerine anlam veremiyorum siz ne istediniz Mehmet Fırıncı efendiden. Sırf sizin gibi düşünmüyor diye sizde mi düşman oldunuz o insana, çok yazık.....



Mehmet Fırıncı'nın yaptığı açıklama :
"Sayın Ünal Tanık bugün Rota Haber sitenizde "Mehmet Fırıncı, Erdoğan'ın elini öpmek için eğildi – İşte iç acıtan o görüntüler – Bu da Bediüzzaman'ın talebesi" başlığı altında yayınlanan iftiranızı hayret ve teessüfle okudum. Ve, yakın zamana kadar dost bildiğimiz kimselerin, kimbilir hangi hesaplar uğruna bu kadar değişebildiğini ve göz kırpmadan imza attıkları en aşikâr yalanlarla insanları nasıl sırtlarından hançerleyebildiklerini ibretle müşahede ettim.
Eğer sizde hakikati araştırmak gibi bir niyet bulunsaydı, bahis konusu görüntüleri, beni tanıyan herhangi birisine gösterir ve Sayın Başbakanın elini sıkarkenki vaziyetimin her zaman herkese karşı tekrarladığım musafaha âdetim olduğunu öğrenirdiniz. Hattâ, sormanıza bile gerek kalmadan, sadece, daha evvel sizinle olan musafahalarımızı hatırlamaya çalışmanız bile, sizi böyle bir iftiraya imza atmaktan alıkoymaya yeterdi.
Ben sizin de elinizi öpmeye çalışmadım Sayın Tanık, ama Sayın Başbakanın elini nasıl sıktıysam, sizin elinizi de öylece sıkmışımdır. Bu davranışım, sizin elinizi öpmeye teşebbüs mânâsına gelmediği gibi, böyle bir musafahayı hak ettiğiniz mânâsına da alınmamalıdır.
Ben, Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinden aldığımız tevazu dersine yakışanı muhatap ayırt etmeden yapmaya çalışıyorum; siz de kendinize yakışanı yapıyorsunuz. Sizin yayınladığınız görüntüleri seyreden herkes rahatlıkla görecektir ki, burada el öpmek yahut el öpmeye teşebbüs mânâsına gelebilecek bir hareket yoktur; sadece, angaje olduğunuz anlayışı içine düştüğü durumdan kurtarmaya çalışan bir gazetecinin ümitsizce çırpınışı vardır.
Size daha fazla birşey söylemeyeceğim. Yaptığınızın ne mânâya geldiğini idrak etmeye fazlasıyla yetecek bir yaştasınız. Sadece, bütün bu yaptıklarınızdan birgün hesaba çekileceğinizi hatırlatmakla iktifa ediyor; bahis mevzuu iftira içerikli haber ve videoyu sitenizden kaldırarak bu açıklamayı yayınlamanızı rica ediyor, bu konudaki kanunî haklarımı da saklı tuttuğumu bilmenizi istiyorum."





Haberi veren siteler:

http://haber.rotahaber.com/newsdetail.asp?Newsid=469232
http://www.odatv.com/n.php?n=said-i-nursinin-ogrencisi-erdoganin-elini-opmek-isterse--2506141200


Tesettürü yakmaya çalışan kız kendi yandı

AYDINLIK GAZETESİ, HÜKÜMETİ KARALAMAK İÇİN ÖLÜ ADAMLA BİLE RÖPORTAJ YAPTI





Aydınlık gazetesinde yayınlanan bir haberde bir Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanının 'itirafları'na yer verildi. Aydınlık Gazetesi'nden bir muhabire konuştuğu söylenen IŞİD militanının Ak Parti'den çok destek gördüğünü söylediği iddia ediliyor. 'Özel Haber' başlığıyla yayınlanan haberde IŞİD saflarında çalışan militanın aslen bir Türkmen olduğu belirtilirken kendisinin ve örgütü olan IŞİD'in Türk hükümetinden çok büyük destek gördüğü belirtiliyor. 
Aydınlık Gazetesi'nin internet sitesinde yayınlanan söz konusu haberdeki IŞİD militanının Ak Parti hükümetini överek şu sözleri sarf ettiği iddia edildi: 'Türkiye önümüzü çok açtı. Türkiye bize anlayış göstermeseydi, IŞİD bugün bu durumda olmazdı. Bize şefkatle yaklaştı. Çok sayıda mücahidimiz Türkiye’de tedavi gördü. Ama bundan sonra ne olur bilmiyorum.'
Ancak haberde yapılan hata gerçekleri ortaya çıkardı. IŞİD militanı olarak gösterilen kişinin fotoğrafının yaklaşık 5 ay önce Nusret Cephesi'nde savaşırken ölen Seyfullah Şişani (Çeçen)'ye ait olduğu ortaya çıktı.


Padişahlar Müslüman Olsa Haçca Giderdi Diyenlere


Hamza Tzortzis | Dünya'yı Davet ile Değiştirmek


Sevda Türküsev: Bayrağın indirilmesi Konuşması

Anlamlı Karikatürler !



Türk Mühendislerden 2000 Derecede Yanmayan Elbise




Hacettepeli Türk Mühendislerden 2000 Derecede Yanmayan Nanoteknolojik Elbise


Hacettepe Teknokenti’nde çalışan Türk mühendisler, güvenlik güçlerinin kullanımına yönelik normal bir kumaş görünümünde ancak 2 bin dereceye kadar dakikalarca yanmayan​, gece görüş dürbünleriyle görülemeyen ​nanoteknoloji temelli elbiseler üretti.


Tamamen yerli teknolojiyle ilk örnekleri ​1​4 yıl öncesine dayanan​ son teknoloji ürünü yeni elbiseler, dünyadaki örneklerinden çok ileri özellikler taşıdığı için ihraç edilmiyor, hatta fuarlara bile götürülmüyor. Bu kumaşların kullanıldığı çelik yeleklerin ağırlığı da nanoteknoloji kullanılarak 3-4 kilogramdan 1 kilogramın altına düşürüldü.

CHP ve MHP nin Çatı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlunun



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığı seçimi adayı olarak MHP'ye, İslam Konferansı Örgütü eski genel sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önerdi. MHP lideri Devlet Bahçeli önerilen isimden memnun olduklarını belirtti.
İki lider cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki görüşmenin ardından ortak basın açıklaması yaptı.
Kılıçdaroğlu açıklaması:
"Bir süredir sizler de biliyorsunuz eğilimlerini aldık, sayın genel başkanla bunları paylaştım. Herkesin kabul edebileceği saygınlığı dürüstlüğü olan bilgisi birikimiyle herkese örnek olacak bir ismi öneriyoruz, Ekmeleddin İhsanoğlu. Kendisi bu konuda düşüncelerini aktaracak. Şunu ifade edeyim demokraside yeni bir olaya tanıklık ediyoruz. Kavgadan uzak barıştan huzurdan yana bir süreci başlatmak istiyoruz."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklaması:
"Sayın basın mensupları CHP'nin değerli genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ikinci kez görüşme imkanını bularak bir aya aşkın süredir yapılmış olan çalışmaları değerlendirerek, bugün hayırlı bir adım atılmak üzere MHP'nin, Türkiye'nin yetiştirdiği değerli bir evladını, sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nu önermişlerdir. Bu öneri titiz ve partiler üstü bir çalışmanın sonucu olarak olgunlaştı."

Çatı adayı sadece CHP ve MHP nin değil birde malum şahıslar var. Chp Mhp ye önermişmiş. Hayır !  asıl önerenin kim olduğunu biz biliyoruz....
Biraz geçmişe gidelim....
Ekmeleddin İhsanoğlu, Henüz İİT Genel Sekreteri iken 6 Mart 2013'te verdiği röportajda 'siyaseti hiç düşünmediğini belirterek 'benden politikacı olmaz ' demişti.
İşte o röportajdan bir bölüm:
İsveç'e resmi bir ziyaret gerçekleştiren İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili medyaya yansıyan iddialara cevap verdi.

Bir medya patronunun Umre ziyareti sırasında kendisine "vakti geldiğinde Çankaya'ya aday olmanızı istiyoruz. Desteğimiz tam" şeklinde bir teklifte bulunduğu yönündeki iddiaları yalanlayan İİT Genel Sekreteri İhsanoğlu, "Hepsi iftira. Beni hiç politikayla ilgilenirken gördünüz mü? İsteseydim politikaya çoktan girerdim. Turgut bey (Özal) zamanında olsun, Ak Parti kurulurken olsun, Adalet Partisi döneminde olsun, iktidar çevrelerine hiçbir zaman çok uzak değildim, çok da yakın değildim. Hiçbir zaman politikaya ilgi göstermedim. Benden politikacı olmaz." dedi.

Görev süresi yılsonunda sona erecek olan İhsanoğlu, yeni görevinin ne olacağı yönündeki soruya ise, "Bakalım Mevla'm neyler, neylerse güzel eyler. Biraz dinleneyim, benim de yapacak işlerim var." şeklinde cevap verdi.

Emir büyük yerden gelince insan bir anda politikadan anlıyormuş bunu da öğrendik.....

Türküm - Doğruyum - Çalışkanım

Türküm - Doğruyum - Çalışkanım


      Sorarım siz kim Türk kim doğru kim çalışkan ?

Bir mesaj gördüm geçen, "Bu memleket Türktür Türk kalacaktır beğenmeyen S....  gitsin".  Heyt be.. yürü kopta gel.... Vatanını tek seven sensin zaten.  Memleketine 1gr faydası olmamış şahsiyetler klavye başında vatan savunurlar.  Yaşları kaç olursa olsun bunlar hala ilk okul zihniyetindeler.

 Çocuklara sorarsın ya niye kavga ediyorsunuz -Önce o başlattı, derler ya aynı zihniyet bunlarin ki. Kürtlerin bu vatanda uzun zamandır yaşadıkalrını, Kurtuluş savaşında savaştıklarını unutuyorlar. Savaştan sonra kürtlere neler yapıldığı ortadadır. Siz sahip çıkmadınız başkaları sahip çıktı ve şimdi istediği gibi kullanıyor. Sadece Ahmet Kaya meselesinde bile durum apaçık ortadadır. Ahmet Kayaya, sadece kürt şarkı söylemek istedi diye saldırdılar. Ya Kendileri ingilizce şarkı söylerken hiç bir sorun yok. Siz zamanında kurtuluş savaşında ingilizlere karşı savaşmadınız mı. Sen Serdar Ortaç o gece kalkıp söylediğin İstiklal Marşı neden yazıldı. İngilizle kanka olun hatta ingilizin köpeği olun...  Kalkın kürtlere köpeklik basın Kimler köpek Tasmalarıda kimler tutuyor biz iyi biliyoruz. Siz İstediğiniz düşmanlığı yapın Kürtler bizim kardeşimizdir.

   Evet kürtler kandırıldılar ama bizimkilerde masum değil kabul etmek lazım. Kürtler bu gün gerçeği görüyor yavaş yavaş pkk ya desteğini kesiyor. Bazılarıda mecburiyetten yada korkutan hala destekliyor ama onlarında bırakacakalrı gün gelecek. Kürtler gerçeği gördü lakin hala bizde görmeyenler var daha doğrusu görmek istemeyenler......


Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde; 
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde! 
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti; 
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti? 
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; 
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap. 

N. Fazıl Kısakürek

Türk Sineması Vecihi - Vecihi Hürkuş





Türk Sinemasını meşhur Vecihi karakterini bilmeyenimiz yoktur. Ama eminim  Türk Havacılığının tartışılmaz ismi Vecihi Hürkuş'u çoğunuz bilmiyordur. 

1. dünya savaşında pilot olarak görev alan Vecihi Hürkuş Ruslara karşı harekata katılır, başırılı bir keşif ve bombardıman uçuşları yapar. Bu sırada girdiği bir hava muhaberesinde bir rus uçağını düşürür. Vecihi Hürkuş uçak düşüren ilk Türk Pilottur

Biz avrupanın yaptığu herşeye özeniriz en azından kendini aydın zannedenler  Avrupa özentilidirler. Batı en ufak askerini bile filmlerinde anlatırken kahraman olarak anlatır. Ahmet Şerif İzgörenin söylediği bir şey var. Adamlar dereye düşse, "Geçen arkadaşlarla rafting yapıyorduk" diye anlatıyor. O hesap adamlar herşeyini abarta abarta anlatıyorlar bizimkiler gerçeği doğru yansıtmaktan aciz. Mesela Vecihi Hürkuş'un hayatından çok güzel film çıkar. Ama bizim sinemamız onu komedi yapar. 



Çok şükür, bugünün  gençleri yavaş yavaş bilinçleniyor. Gelecekte herşeyin daha farklı olacağına inanıyorum.  

TUSAŞ tarafından tasarlanan ve geliştirilen, Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı'na Hürkuş ismi verilmiştir. Kaç kişi Vecihi Hürkuş'un hayatını yazdı kaç kişi okudu. Bizim en büyük sorunumuz bu aslında. Okumaktan aciziz medya da ise gerçekelri bulmak çok zor. Onlar için pembe caf caflı dünyalar önemli, insanlara  ancak onu gösterirler yada hükümet devirmeye çalışırlar.  Videoyu İzleyiniz.....


Müjdat gezenden inciler...!



Gezi eylemleri en çok da avrupalı gaz üreticilerin işine yaradı. 15 gün içinde 10 bin adet gaz maskesi satıldı. Sektörün en büyük oyuncularının verdiği bilgiye göre yarısı ‘tam yüz gaz maskesi’ olmak üzere yaklaşık 1.5 milyon liralık  satış yapıldı.  Gezi Parkı’na gönderilmek üzere onlarca sipariş gitti.

 Adını açıklamayan bir şirket sahibi, “Protestoya destek olmak isteyenler bütçesine göreyardımlar yapıyor. Geçen hafta fiyatı 250 lirayı bulan maskelerden 25 adet sipariş veren bir hanımefendi vardı. Toplam 6 bin lira ödeme yaptı” dedi.

O kadın acaba madencilere destek olmak için, onlara da gaz maskesi aldımı bir sormak lazım....
Hİç zannetmiyorum çünkü mesele yardım etmek değil, mesle vatanı bölmek isyan çıkartmak. Tıpki gezide ücretsiz alkol dağıtıldığı gibi....  Hangi aklı başında insan alkol dağıtır...
Birisi koymuş ora Polis maskesi Madenci maskesi. Sanki maden işletmesinin sahibi Devlet. Evet devlet içinde yanlışlar yapılmıştır ona lafım yok ama bunu hükümete yüklemeyelim. 
Müjdat Gezenin ne kadar pislik olduğunu anlatıp da midenizi bulandırmayayım....
Bunun gibi geri zekalıları sırf ünlü oldukları için medyada boy gösterdikleri için benim halkım kanıyor. Üzülüyorum da ona üzülüyorum.......

Elçilik neden boşaltılmadı ?





Sosyal medyada veya haber sitelerinde çok fazla saçma sapan şeyler var. Ağzı olan konuşuyor derler ya o misal...
Bir grup elçilik hemen boşaltılmalıydı diyor. Onlar bilerek beklediler, bu işte bir oyun var diyor....

Başka bir grup, Elçiliğe boşaltın emri verildiği halde boşaltılmadığı. Emre uyulmadığını söyleyenler var.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu elçiliğin boşaltılması yönünde emir verdi ama zamanını onlara bıraktı onların ayarlamasını sölediler. Elçilik boşaltılacaktı hazırlıklarını yapıyordu. Elçiliğin hesaba katamadığı şey Musulun çok çabuk düşmesi oldu. Elçilik bu kadar hızlı olacağını yada daha doğrusu askerlerin kaçarak Musulu terk edeceğini düşünemediler. Ki hiç kimse beklemiyordu zaten. Hatta Musul ilk alındığında bizde yazmıştık bu işte bir iş var diye çünkü Işid askerlerinin sayısı çok azdı.

  Hiç kimse kalkıpta bunun üstünde komplo teorileri üretmeye çalışmasın. Yok Işid Türkiyenin adamı emirleri Türkiyeden alıyor. Türkiye elçiliğe bilinçli olarak saldırttı falan da filan...
  Bizde sallamakta sınır yok......!!!

Savaş ve İslam Ülkeleri







İslam ülkeleri ve hiç bitmeyen savaşlar.  Neden savaşlar islam ülkelerinde oluyor ?
Nedeni  basit aslında bu evvel den beri olan Dinler arası savaştır. Bunun doğusu batısı yok Hristiyanı- İslamı- Yahudisi var. Hristiyanlarla yahudilerde birbirlerini sevmezler ama çıkarları doğrultusunda birleşmiştirler.  İslam ülklerinde bilinçli olarak ajanlar vasıtası ile kargaşa çıkartıyorlar. Sonra da yardım bahanesiyle o ülkeye birdaha çıkmamak üzere giriyorlar. Girdikleri gibi kalmayıp kanının son damalsına kadar sömürüyorlar. İslam ülkelerinin en büyük hatası yardıma kanıp Ajanları kendi içlerine sokmaları. Vakıf – medya – şirketler vs.  vasıtası ile içinize kadar giriyorlar ve sonrası malum. 
                Bir insan düşünün zengin ama aç. Adam zengin Lüx villa da kalıyor.  Son model arabası var.  Teknolojinin trendleri elinde. Velakin aç . Nasıl büyük bir çelişki değilmi…
Savaşın hiç bitmediği bazı islam ülkeleri:
                Afrika,  bizim zengin ama aç adamımız. Afrika zengin kaynaklara sahip, normal şartlarda afrikanın durumu çok iyi olması lazım. Olamıyor bu gidişle olamayacakta. Afrika Fransanın İngilterenin sömürgesi altında.  Ellerinden geldikçe illegal örgütlerle – hastalıklarla afrika insanını perişan ediyorlar. Koskaca Afrika zengin kaynaklar ama halk bunu değerlendiremiyor. Çünkü halkın hepsi fakir, cahil, kandırılmış…..
               
Pakistan,  sürekli hindistan ile savaşta. Uzun zamandır savaş halide olan pakistan baya bir yıprandı ve gelişmemesindeki en önemli etkendir. Hindistan, önce fransa sonra ingiltere sömürgesi altında kalmış bir ülkedir. Şu anda tam olmasada bağımsızdır. Yani Pakistanla savaşan hindistan dan ziyade fransa ve ingilteredir.
                Sudan,  Uzunzaman iç savaşlar yaşadı 1955 -2005 ‘e kadar sürdü. İç savaşlarda milyonlarça insanlar öldü. Sudan 2.dünya savaşından sonra en çok kayıp veren ülkedir. Kıtlıklığın bitmek bilmeyen ülkesiydi . 2005 yılında yapılan bir anlaşma ile rahatlamaya başladı. Tabi bu rahatlama ne kadar sürecek göreceğiz. Kendini güçlendirmeye başladığı zaman sopanın ucunu göstereceklerdir…..

                Afganistan,  11 eylül saldırılarını bahane ederek Abd Afganistana girdi uzun yıllar afganistanı işgal eden Amerika birde utanmadan burda düzeni sağlayana kadar burda kalacağız demişti. Düzeni bozanın kendileri olduğu unutmuşlardı galiba….

                Mısır,  Yakın tarihimiz ortak olan bir ülke aslında Mısır. Mısıra gidip türk olduğunuzu söylediğiniz zaman ayrı bir seviyorlar sizi, insan mısıra gidince kardeşini bulmuş gibi oluyor. Mısırda bizden ayrıldıktan sonra çok karıştırılmış bir ülke, Ameriak mısırda hep kendi adamlarını başa getirtmeye çalışmış aksine izin vermemiştir. En son “müslüman kardeşler” tarafından kazanılan seçim. Amerikanın hiç hoşuna gitmemiş nitekim ülkede darbe olmuştur. Halk sokağa dökülmüş oyuna sahip çıkmaya çalışmıştır. Amerika ve yandaşalrı bu durumu darbe bile diyemediler nasıl bir devlet olduklarını ortaya koydular. Mısır hala karışık hala düzen yok……

Filistin,    Bizim acılı kardeşimiz. Osmanlıdan sonra acının hiç dinmediği, kanların aktığı, çocuk çığlıklarının hiç susmadığı Filistin. Osmanlı yıkılınca İngiltere dörtgözle beklediği an gelir Filistini işgal eder . İngiltere işgalinden sonra ülkeye sürekli yahudiler getirilir. Günün sünonda yahudi devleti israil kurdular. Kurulduğu günden beri kuduz köpek gibi saldırıyor filistine. Onun hesabı sorulacak elbet  şimdilik beklemek zorundayız…


Musul ve Kerkük Özel Mülk



Musul ve Kerkük gündem düşmeyen konulardan birisi son olaylardan sonra da sıcak gündeme oturdu yine tartışmalar aldı başını gidiyor. Özellikle gençlerin sosyal ortamlardaki yorumları akıl alır gibi değil. Bilgisayar erkekli yapanlarımı istersiniz, musulu hepten gözden çıkaranlarımı istersiniz neler neler.....
        Bir kere şunu iyi bellemek lazım Musul ve Kerkük bizimdir elbet bir gün bizim olacaktır. Biraz zaman ve doğru kozları elimize geçtiğinde o topraklar bizim olacaktır.
          Musul ve Kerkük'ü biz Lozan'da kaybettik ismet inönü hiçbirşeyi beceremediği gibi Lozanda bi halt becerememiş Lozan Karşı tarafın istedikleri gibi sonuçlanmıştır.
         Lozan görüşmesi sonrası meclis ne durumdaydı. Mecliste İsmet inönüyü sıkıştırırlar Lozanda nasıl bir projeyle gittiğinin açıklanmasını isterler ama açıklanmaz. Meclisin gizli oturumundan bazı konuşmalar.
27 Şubat 1923 tarihli gizli oturumdan bazı cümleler:Operatör Emin Bey: Efendiler, yalnız Musul ile kalmaz, Musul’u verdiğimiz gün hudut Erzurum’dur.Mustafa Durak Bey: Musul’un bir sene sonraya taliki [bırakılması] demek... Musul’u kaybetmek demektir. Musul’u kaybettikten sonra senin Şark’ta bir yerin kalmamıştır.Sırrı Bey: Misak-ı Millî çiğnendi, heba oldu, iptal edildi. Battal edildi.Necmettin Bey: [Musul’u] Cemiyet-i Akvâm’a vermek, İngilizlere vermek demektir.Şair Yahya Kemal ise günün birinde Musul’daki kardeşlerimizle yeniden aynı bayrak altında yaşayacağımıza inandığını belirtir. Buruktur içi ve Lozan’ı kerhen, istemeye istemeye imzaladıklarının altını çizer.

              Musul ve Kerkük'ü alabilirmiyiz. Evet alabiliriz yazmıştım Irak toprak bütünlüğü bozulursa alma hakkımız vardır. Ama bir konu daha var ki bu çok daha mühim.

            Abdülhamit han zamanında Musul ve Kerkük gibi stratejik yerleri özel mülk yapmıştı....!!!
Özel mülk olan bir yer savaşlarda başka ülkeler eline geçsede sahibi aynı kalır. Yani musulu biz başka bir ülkeye verdik ama musulun tapu sahibi Osmanlı ailesidir. Osmanlı ailesi bu konuda zaten hukuki işlem başlatmışlardı ama biraz zaman alıyor tabi bu gibi durumlar malum birazda konu Osmanlı olunca ellerinden geldikçe yavaşlatıyorlar. Tabi hukuki süreç doğru takip edilmesi lazım en ufak yanlış bir adım o toprakları komple kaybetmemize neden olur.
        En büyük sorun ise Osmanlı hanedanlığının arkasında siyasi bir güç olmaması. Yani Türkiye Osmanlı Hanedanlığının arkasında durması gerekiyor o zaman işleri dahada kolaylaşır. Osmanlığı hanedanlığının Türkiyede de malları var o toprakların iade edilmesi lazım. İade edilmesi emsal teşkil edeceğinden dolayı önemli. Velakin tahmin edersiniz ki bugün iade edilmeye kalkılsa ortalığı birbirine katmaya hazır isyancılar var. Biz bu isyancıları top yökün susturamadıkça bize daha çok engel olacaklar.
      
Dileğim odur ki bir gün Osmanlı Hanedanlığı Türkiyede hak ettiği yeri bulur. Biz kurtuluş savaşını dış kuvvetler karşı verdik Osmanlıya karşı değil. (En azından halk öle zannediyordu. Ve o amaçla savaştı)
Türkiyenin Osmanlı ile aslında hiçbir sorunu yok, zaten olmamalıda.....
Musul veKerkük ve daha nice topraklarımız bizimdi ve yine bizim olacak.

Yunan Denizde Kültürü Bizde





Ne güzel söylemiş değilmi ne tesadüf hepsini aldık. Biz yunanı denize menize dökmedik kardeşim uyuttular bizi ilkokul sıralarında...
        İzmir boşaltıldıktan 2 gün sonra girmişdir bizim ordu. Yok öle çarpışma falan filan, denize dökmeler mökmeler.... Klasik Zihniyet uydurup uydurup yazdı bizde inandık.
      Adamların mantığına göre zaferle çıkan biziz, kendi kültüründen olan gene biziz... !!!  Ne ayak lan demezler mi adama...  İşte şimdiki nesil soruyor " Ne Ayaksınız Olum Siz..." Zafer türküleri şakşakları. Alkışlar naralar  Zafer Zafer Zafer. Hey gidi dedem....  Dedem oturup düşünüyor. Kazanan ben sem ben neden onların şapkasını takıyorum, onların dilini konuşuyorum, onlar gibi giyiniyorum, bizde haram olan onların içeceklerini üretiyorum..... Ve biri bağırıyor Demokrasi Demokrasi Demokrasi..... Dedem bağırıyor bu sefer.  Ben senin şapkanın.......  Ve idam !!!

" Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; 
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap. "   Necip Fazıl

Türkiye Musul ve Kerkük'ü Alabilir




Misak-ı Milli sınırları içeriside yer alan Musul ve Kerkük, 1926'da yapılan İstanbul anlaşmasına göre 'toprak bütünlüğü sağlanması' şartı ile Türkiye tarafından terk edilmişti.

Bu anlaşmaya göre, eğer Irak'ın toprak bütünlüğü bozulursa, Türkiye'nin hakları gündeme gelebilecek. Medya'da yer alan haberlere göre böyle bir durumda Türkiye Kerkük ve Musul için haklarını arayabilir ve sınırları içerisine dahil etmek için her türlü yola başvurabilir.

ABDULLAH GÜL DEMİŞTİ


Tarihçi - Yazar Mustafa Armağan, resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada belki de birçok kimsenin unuttuğu bir ifadeye yer verdi.

Armağan'ın paylaştığı bilgiye göre, 2004 yılında Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'ün Irak'ın toprak bütünlüğünün bozulması durumda Irak üzerinde haklarımızın doğacağını ortaya koymuştu.